Yüzünü sulara sürterek geçti bir rüzgâr
Baktı ufka dalgın,kömür rengi bir çift göz
Kızgın bakıyordu dalgalara hırçın dağlar
Buldu nihayet sözlerin anasını bir söz.
Masmavi eserken rüzgâr, bu deli rüzgâr
İçtim ben aşkı o yârin gül dudağından
Tanık olurken bu aşka ihtiyar çınar
Yel gibi geçti zaman aşkın odağından.
O gökyüzü, o bulut, o yağmur,o ışık…
Şiir diliyle anlattım sana aşkı şairce
Anlamadın.
Matematik diliyle anlatsam matematikçe
Anlar mısın bilmem.
Matematik diliyle anlatmak için
Yeter bana dört işlem…
Maviden alırım bütün ilhamımı ben,
Mavi alır benim bütün yorgunluğumu.
Mavinin bütün tonlarına vurgunum
Artık ırmaklar gibi akamıyorum,
Göller gibi durgunum ve yorgunum
Bir gökyüzü armağan edelim çocuklara
Mavi,masmavi…
Kimse kurmasın onlara tuzak.
Oyun bahçeleri kursunlar orada
Oynasınlar mavi mavi
Dudağında garip bir tebessüm
Yanık yüreğinde hun
Kavurucu çöllerde
Leyla’sını arar Mecnun
Yandı çöl,durdu zaman
-Yağmur yağmıyormuş,
-Yağmasın.
-Bulutların suyu çekilmiş,
-Çekilsin.
-Toprağın dudağı çatlamış,
-Çatlasın.
Dalarken Mehmedim şehadet uykusuna
Düştü zalim kefereler Gayya Kuyusu’na.
Bir daha gördü dünya mehmedimin gücünü,
Ve aldı kan ağlayan anaların öcünü.
Antalya-Varsak’ta,takavut,
Bir garip ozan Mehmet Cıngır,
Ne saz çalabilirim ne ut…
Bazen ağlarım hüngür hüngür!
Gün olur uyurum derbeder,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!