Bir iki tüy eksildi diye serde,
Başıma yağ sürecek kel miyim ben?
Kuru ağaç gibi sabit bir yerde
Dikilecek taş bir heykel miyim ben?
Şahlandıkça hızlanıyor başı gökte
Hızlandıkça şahlanıyor soylu at
Parlıyor mağrur gözleri ufukta
Takmış da mor ışıktan bir çift kanat.
Bir damla yağmur deyip geçme
An gelir bir deli sel,
An gelir bir koca göl olur
Bir damla su deyip geçme,
An gelir hırçın bir döl,
Görüp bilmek istersen eğer yüce Allah’ı,
Böcek arıya değil,kovandaki bala bak.
Tanımak istersen sevgili Resulullah’ı,
Ayakkabıya değil,yürüdüğü yola bak.
ŞÜKRİYE TEYZE
Çift sürüyorum tarlada
Çift öküz
Bir yandan da bahçe suluyorum.
Öküzün biri yere yatıyor birden.
Koklar hasretini taze yağmış yağmur gibi
Dalgalı gözlerim o güneş kokulu şehrin.
Çeker her seher efsunlu bir oksijen gibi
Sevdalı hayalini ruhuna derin derin.
Bilmem neden tek derdimiz mal,mülk,kat,yat
Hazır beklerken kapının önünde tahta at?
Tatlı çocuk,güzel çocuk,şirin çocuk;
Niçin hep feryat edersin,nedir derdin?
Neden gözlerin hep yaşlı,benzin soluk?
Bazı insanlardan
Öyle nefret ettim ki,
Onlarla birlikte yaşamaktansa
Baykuş gibi,
Bir ormanda
Ormanda ağaçların
Yeşili de olur kurusu da
Eğrisi de olur doğrusu da.
Dolaşır ormanda özgürce
Kuşu,sineği,böceği,arısı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!