Ayrılık vakti,giderken ben buralardan ey
Ay yüzlüm, güneş gözlüm aşka son bakıştır bu!
Aşk uğruna neler gördüm nelere dayandım,
Aşkın yolunda tırmandığım son yokuştur bu.
Giderken ben,olmasa da arkamdan ağlayan,
Elime hiç kâğıt kalem almadan
Yârin gönlüne şiir ezerim ben.
Beni benden aldı bir benli dilber
Onun için hep bensiz gezerim ben.
Nakşettim yâr hayalini gönlüme!
O bir gül-i râna
Gönderdi Allah onu
Hem sana hem bana.
Al tak göğsüne,
Güzel kokular gelsin burnuna.
Haydi gül,
Gül ki güneş gülsün,
Gül ki ay tutulmasın,
Gül ki yüzünde güller açsın,
Gül ki gül koksun yüzün.
Sadece sekiz mart değil,
Bir sabah zaptiyeler bastı ansızın evi
Yakalayıp derdest etmekti beni,görevi.
Güneşi mızrakladılar
Kan koyordu kolları feracenin
Katır sırtında ilerlerken bir derviş
El pençe divan durup
Selam vermşti ona güneş.
Güneşin doğuşu,
Yekpare bir anın,
Tam ortasında tatlı bir rüyanın
Muhteşem duygular uyandırır bende.
Doğunca güneş ,
Yer güler,
Göğüsleri kalkıp kalkıp iniyordu
Güneşin gölgesinde.
Rüzgâr uçuyordu saçlarının arasından
Elleri ateş bölgesinde…
Çıkarıp verdiler birbirlerine yüreklerini
Yüreksiz kaldılar karada…
Kalbimin derûnunda bir âşık bülbül zâr eder
Gülün yüzüne”sana âşıkım” demeye âr eder.
Söz dinlemez âşık bülbül durmadan feryâd eder,
Bilmem ki, âh bu boşuna feryattan ne kâr eder!
Bir seher vakti kondu bülbül gülün dalına,
Neşeli şarkılar söylüyordu derinden gül,
Kavuşmuştu bülbül ateş kızılı gülüne
Yıl iki bin mevsim sonbahar,aylardan eylül.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!