Elimde olmadan, sanki bir pusula yanlış yönü gösterir gibi sana tutuldum. Ne kadar engelleri aşmaya çalışsam da gönlümün rotası hep seni buluyordu. Öyle bir ihtiyacım vardı ki sana; sesine, o gülüşüne, ruhumun aynası olan bakışlarına... Bir kez olsun görebilmek, sanki yılların yorgunluğunu alacak bir iksir gibi ama kader buna izin vermiyor.
Aslında ikimize ait bir anımız bile yok. Hiç yaşanmamış bir hikâyenin kahramanlarıyız biz. Ama ben seni, hiç tanımadan bu kadar çok nasıl sevdim? Neden unutamıyorum? Kendime sorduğum bu soruların cevapları, zihnimin karanlık dehlizlerinde kayboluyor. Belki masum bakışların, belki o kendine has şirinliğin, belki de dudaklarından dökülen o naif "beyefendi" sözcüğündeki nezaketin büyüledi beni.
Şimdi hayatında yokum. Belki de karşına çıksam, beni bir yabancı sanıp geçip gideceksin. Bazen düşünüyorum; neydi benim suçum ya da mükâfatım ki Allah seni karşıma çıkardı? Eğer bu dünyada bir cennet tasvir edilecekse, senin varlığın o cennetin kapısıdır benim için. Bizim bir hikâyemiz olmadı ve belki de hiç olmayacak. Sen yıllar sonra başkasının gözünde, başka bir hayata uyanacaksın. Ama bil ki, sen benim içimde hiç eskimeyen, her zaman taze kalacak bir hatıra olarak yaşamaya devam edeceksin.
Yıllardır sana dualar ediyorum; fark ettim ki, kendi mutluluğum için bile bu kadar içten yakarmamıştım. Derin bir iz bıraktın ruhumda, tarifi imkânsız bir sızı gibi. Tek bir dileğim vardı o da; o tatlı yanaklarını sıkmak, çocuksu bir neşeyle gülümsemek ve hayalini kurduğum o sımsıkı sarılışı gerçekleştirmek... Ama olmadı. Kader, kavuşturmadı.
"Bazı hikâyeler yarım kaldığı için değil, hak ettiği sonu bulduğu için biter ve insan; artık sevmediğinden değil, aynı acıyı ikinci kez yaşamaktan korktuğundan vazgeçer."
Sen gittin...
Zaman durdu, geceler kimsesizleşti.
Hayatımdan bir sen eksildin,
Ama omuzlarımdan koca bir dünya çekildi sanki; Geriye sadece kırık cümleler
Özlüyor musun onu? diye sordu rüzgar.
"Bazen," dedim, sesimde biriken külleri savurarak.
Sadece aniden bastıran sağanaklarda,
Ya da sokak lambalarının erken yandığı o gri akşamlarda...
Bitti mi peki, bunca zamandan sonra?
Aşkla bakındığım,
o gözlerin,
gözlerime değemeyecek kadar
uzak,
sarılamayacak kadar
dargın
O gün, o an...
Zamanın durduğu bir bahar ikliminde,
Bir ahengin tonları vardı gülüşlerinde,
O minik, o kırılgan tebessümünde,
Ve gözlerinin o eşsiz yeşilindedir,
Bütün dünyam.
Ne bulunduğum yer,
ne de zaman
Gözlerini,
gözlerimden ayırmadan
I.
Yollar
Diz çöker,
Sonsuz bir boşluğun kıvrımlarında,
Ayak izlerim birer çentik,
Zamanın silik deri dokusunda.
Adını anmayacağım artık,
Dile gelince değil, kalbe düşünce acıtıyorsun çünkü.
Sana dair ne varsa tek tek silmedim, bıraktım;
Zamanın benden daha acımasız olacağını biliyordum.
Meğer yük sandığım şey, senmişsin,
O yüzden eksik değilmişim uyandığım sabaha.
Öyle insanlar vardır ki, seni sadece sen olduğun için severler. Varlıkları hayatına anlam, ruhuna nefes olur. Yanında olmasalar bile, mesafelerin hükmünü yitirdiğini bilirsin. Bilirsin ki uzaklarda bir yerde seninle gülen, seninle ağlayan bir kalp vardır. Bazen kelimeler iflas eder de sadece gözlerine bakar; o tek bir bakışla anlar seni, hisseder, bilir... Huzuru, güveni ve yaşamın gerçek tadını onun gölgesinde bulursun. Eğer böyle biri çıktıysa karşına, bil ki hayatın sana sunduğu en büyük lütuftur bu.
Ama durup bakıyorum da etrafıma... Şu zamanda kaldı mı sahi böyle sevdalar? Hiç sanmıyorum. Artık birini hesapsızca bulabilmek, karanlıkta iğne aramaktan farksız. Kimi seçerseniz seçin; ilişkilerin birer alışveriş listesine döndüğü, sevginin çıkarlarla, bağlılığın parayla ölçüldüğü bu çağda yalnızlık, insana verilmiş en asil ödül olsa gerek. Erkekler kadınların duygularını birer basamak, kadınlar ise erkekleri maddi birer güvence olarak gördüğü sürece bu çürüyen düzen değişmeyecek.
Sorsan herkes seviyor, herkes aşık... Oysa herkesin sevmekten vazgeçmek için bir bahanesi, sevgiyi bir araç olarak kullanmak için bir nedeni var. Saygının ayaklar altına alındığı, gururların hiçe sayıldığı, güvenin darmaduman olduğu bir asırda, "Allah herkesin gönlüne göre versin" demekten başka ne gelir elden? Çünkü sevgi, sadece bir beden taşıyana değil, onu taşıyacak bir yüreği olana lütfedilir.
Yanlış Toprakta Çiçek Açmaz
Bir bahar sabahı
gözlerinde parlayan o ışık
biraz hüzünlü
biraz da neşeli olsa da...
Bakışların güllere, papatyalara




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!