Uzman oldun kuru sıkı atarsın,
Tereciye çürük tere satarsın,
Bir doğruya bin yalanı katarsın,
Kendi azan lafı azan lafazan…
Düşüp dizini kanatan çocuk,
Gözyaşını yağdırırken boncuk boncuk,
Koşturup yardım etmiyorsan,
Seyrediyorsan tren izler gibi,
Sahip çık konuğuna sahip çık Adıyaman,
Yarım kaldı hayatlar hayaller yarım kaldı…
Çöktü İsias Hotel çürük oldu toz duman,
Aç göz zalim zevatlar altmış altı can aldı…
Altı Şubat saat dört on yedi,
Yer gök havar oy aman!
Arşı kapladı toz duman,
Yerle bir oldu Adıyaman!
Nasıl dostum demişim senin gibi âdeme,
İhaleden merhale değiştirmiş özünü…
Avuç avuç dalmışsın fındık fıstık bademe,
Dünya malı kör etmiş o çapaklı gözünü…
Mağazalar kalabalık,
Ben yaşarım tek başıma…
Hafızalar alabalık,
Ter damlıyor pak aşıma…
Şafak vakti geliyor kahvaltı arabası,
Çoğu hasta uykuda yetişen alıyor çay…
Uzun yolun yolcusu sevginin marabası,
Say yaralı yüreğim doğan günü kârdan say…
Seher yeli umut ol güzel güne aklım çel,
Hastane penceresi bulutlar benek benek,
Gökyüzü sırlar dolu bağrında neler gizler...
İnsanlar binbir huylu kimi de kalleş dönek,
Acılardan zevk alır salya dökerek izler...
Ben derdime yanarım yanarım yan hastaya,
Yeni mekanım benim bu hastane koğuşu,
Gündüzleri bir telaş sessizliktir geceler...
Her gün yeni bir umut şu güneşin doğuşu,
Geldi geçti buradan, kadın erkek niceler...
Gün ağarmadan gelir kahvaltı arabası,
Hastane koğuşunda pencere dünya gözüm,
Güzelim bahçeleri beton binalar yutmuş…
Bu ağaç kıyımına isyan ediyor özüm,
Büyük servet getiren göğü delen konutmuş…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!