İnci dişler al yanaklar karşımda,
Nemli gözler o resmine bakıyor…
Bir sen varsın benim gönül çarşımda,
Sevgim derya sevdamıza akıyor…
Edasına hayran kurban olduğum,
Sana geldim nazlı gülüm bal yârim…
Hasretiyle eridiğim solduğum,
Dal gönlüme gözlerime dal yârim…
Altı Şubat saat dört on yedi,
Yer gök havar oy aman!
Arşı kapladı toz duman,
Yerle bir oldu Adıyaman!
“Hemşire Fadime Koç’a Sevgilerle”
Yattım göğüs servisinde derdime aradım çare,
Koğuştan girdi içeri hemşire Fadime Abla…
Nasıl dostum demişim senin gibi âdeme,
İhaleden merhale değiştirmiş özünü…
Avuç avuç dalmışsın fındık fıstık bademe,
Dünya malı kör etmiş o çapaklı gözünü…
Mağazalar kalabalık,
Ben yaşarım tek başıma…
Hafızalar alabalık,
Ter damlıyor pak aşıma…
Sahip çık konuğuna sahip çık Adıyaman,
Yarım kaldı hayatlar hayaller yarım kaldı…
Çöktü İsias Hotel çürük oldu toz duman,
Aç göz zalim zevatlar altmış altı can aldı…
Şafak vakti geliyor kahvaltı arabası,
Çoğu hasta uykuda yetişen alıyor çay…
Uzun yolun yolcusu sevginin marabası,
Say yaralı yüreğim doğan günü kârdan say…
Seher yeli umut ol güzel güne aklım çel,
Hastane penceresi bulutlar benek benek,
Gökyüzü sırlar dolu bağrında neler gizler...
İnsanlar binbir huylu kimi de kalleş dönek,
Acılardan zevk alır salya dökerek izler...
Ben derdime yanarım yanarım yan hastaya,
Yeni mekanım benim bu hastane koğuşu,
Gündüzleri bir telaş sessizliktir geceler...
Her gün yeni bir umut şu güneşin doğuşu,
Geldi geçti buradan, kadın erkek niceler...
Gün ağarmadan gelir kahvaltı arabası,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!