Ne bir malzeme çıkar ne odun olur yanar,
Dış aldatır insanı içi boş çürük kütük…
Yüreği nasır âdem kullar çuluna kanar,
Kış eder gül Nisanı içi boş çürük kütük…
Sevdiğime pişman ettin sen beni,
Dört mevsim de oldu benim hazanım…
Bir mum gibi eritirsin bedeni,
Bu kadar naz öldürecek nazanım…
İki gözüm yollarda gönlüm açmış kapıyı,
İkinci baharım ol sultanım ol gel Fatma…
Sevgini kat sevgime şenlendir bu yapıyı,
İkinci baharım ol sultanım ol gel Fatma…
Doğduğum günden beri aradım tatlı huzur,
Huzur oldu bir tavşan döndüm garip tazıya…
Yüreğim yangın yeri gözlerim dertli Munzur,
“Mazlum sen öl” dediler isyan ettim yazıya…
Değer verdi güzel yürek sen kendini bir ok sandın,
Yürü Hürmüz git yoluna beş para etmez bir kulsun…
Sen küfürü sen dayağı hakareti bir hak sandın,
Yürü Hürmüz git yoluna günü geçmiş pulsuz pulsun…
“SAYGILAR ÖĞRETMENİM”
İnsanlığa ödülsün sevgi bağının gülü,
Yeryüzünün güneşi gönüllerin şahısın…
Sarıldın ak kefene güzel Mayıs gününde,
Fani bu Dünya fani nasibin bu kadarmış…
Sevgi saygı merhamet bir mühürdür dününde,
Fani bu Dünya fani nasibin bu kadarmış…
“Hemşire Fadime Koç’a Sevgilerle”
Yattım göğüs servisinde derdime aradım çare,
Koğuştan girdi içeri hemşire Fadime Abla…
Altı Şubat saat dört on yedi,
Yer gök havar oy aman!
Arşı kapladı toz duman,
Yerle bir oldu Adıyaman!
Sahip çık konuğuna sahip çık Adıyaman,
Yarım kaldı hayatlar hayaller yarım kaldı…
Çöktü İsias Hotel çürük oldu toz duman,
Aç göz zalim zevatlar altmış altı can aldı…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!