Bu gönlümün sahibini çağırın,
Kendi sarsın kanattığı yarayı…
Duymaz ise davul çalın bağırın,
Yola çıksın uzatmasın arayı…
Var sevdiğim can bulduğun toprağa,
İlk orada gördüm ela gözünü…
Selam söyle dala güle yaprağa,
Sevda yaptım seviyorum sözünü…
İnci dişler al yanaklar karşımda,
Nemli gözler o resmine bakıyor…
Bir sen varsın benim gönül çarşımda,
Sevgim derya sevdamıza akıyor…
Ayrıldım sıladan şafak sökmeden,
Gözlerim yüreğim geride kaldı…
Annem tas tas suyu yola dökmeden,
Sessizce ağladı sokakta daldı…
Vücudun baş düşmanı sinsi şeker illeti,
Görünmez kemirgendir esir alır canını…
Geç kalırsan çare yok ecel keser bileti,
Hasret koyar güneşe zindan eder tanını…
Gitti gidiyordu ömür bu akşam,
Dağın altındaydı göğüs kafesim…
Hayat bir solukmuş bir kuşmuş yaşam,
Doktor hemşireler oldu nefesim…
Sahtekâr iki kardeş birbirlerinden kalleş,
Yalan riya üçkâğıt bu nasıl kirli bir öz…
Yalan bitmez ağam senin etekte,
Faren bile bal yapıyor petekte,
Koltuk güzel hem yumuşak hem deri,
Kulların çok al zevkini tek tekte…
“İbrahim Gürbüzcan’a Sevgilerimle”
Nemrut Dağı ağladı yas tuttu Kâhta Çayı,
Acın yürek dağladı baba dede İbrahim…
Duydum ki göçmüşsün bu fani dünyadan,
Çocukluk günlerimiz geldi aklıma,
Bahçeci Cımo’nun büyük bahçesi,
Hükümet konağının önündeki havuz,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!