Hastane koğuşunda pencere dünya gözüm,
Güzelim bahçeleri beton binalar yutmuş…
Bu ağaç kıyımına isyan ediyor özüm,
Büyük servet getiren göğü delen konutmuş…
Sabahın seherinde öptüm mezar taşını,
Hasret bir dağdır baba yüreğim dert noteri…
Mertliğin cevherinden kazandın sen aşını,
Gayret bal bağdır baba kutsaldır alın teri…
Kar getir ciğerime yüce Nemrut Dağından,
Koy üstüne soğutsun sönmeyen bu ateşi…
Koparıldı Kâhta’nın bahçesinden bağından,
Yitirdim Mehmet’imi yitirdim can kardeşi…
Değer verdi güzel yürek sen kendini bir ok sandın,
Yürü Hürmüz git yoluna beş para etmez bir kulsun…
Sen küfürü sen dayağı hakareti bir hak sandın,
Yürü Hürmüz git yoluna günü geçmiş pulsuz pulsun…
“SAYGILAR ÖĞRETMENİM”
İnsanlığa ödülsün sevgi bağının gülü,
Yeryüzünün güneşi gönüllerin şahısın…
Sarıldın ak kefene güzel Mayıs gününde,
Fani bu Dünya fani nasibin bu kadarmış…
Sevgi saygı merhamet bir mühürdür dününde,
Fani bu Dünya fani nasibin bu kadarmış…
“İbrahim Gürbüzcan’a Sevgilerimle”
Nemrut Dağı ağladı yas tuttu Kâhta Çayı,
Acın yürek dağladı baba dede İbrahim…
Duydum ki göçmüşsün bu fani dünyadan,
Çocukluk günlerimiz geldi aklıma,
Bahçeci Cımo’nun büyük bahçesi,
Hükümet konağının önündeki havuz,
Ne bir malzeme çıkar ne odun olur yanar,
Dış aldatır insanı içi boş çürük kütük…
Yüreği nasır âdem kullar çuluna kanar,
Kış eder gül Nisanı içi boş çürük kütük…
Vakit çok geç ipe çektim uykuyu,
Cepte çerez yaptı beyin geceyi…
Gönül dünden çöpe atmış korkuyu,
Ömür gördü alevlerde Lice’yi…
Bol parayla arşa çıkmış burunlar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!