Gönül Kâhta yollarına,
Hasret ekti biçti her gün…
Nice merdin kollarına,
Gurbet zincir ömür sürgün…
Kâhta’nın orta yeri güzel mazlum bir hane,
Alın teri sofrası kavrulur öz yağında…
Kötü geldi her sene dert yağdı tane tane,
Evladını aldılar mert yirmi bir çağında…
Gurbet elde bu gönlüm çıktı Nemrut Dağına,
Yücelerden bakıyor Kâhta’nın Ovasına…
Acımadan kıymışlar bahçesine bağına,
Annem babam Mehmet’im hayrandı havasına…
“Öğretmen A. Karabiber’e Sevgilerimle”
Nar büyür sevda gibi doğduğum topraklarda,
Çocukluğun tadıdır bu damakta bu dilde…
Misket topaç kil toprak telden tren demir çember,
Ömrün çocukluk çağı sen de kaldı bir yanım…
Kerpiç ev geniş avlu tüm güller miski amber,
Güzelim üzüm bağı sen de kaldı bir yanım…
Güle güle git dostum Kâhta’nın yiğit sesi,
Giden bedendir Mıçe baki kalır hoş sedan…
Sen tanıttın ilçeyi davet ettin herkesi,
Giden bedendir Mıçe baki kalır hoş sedan…
Yıl iki bin yirmi beş bu gün on altı Şubat,
Yer üstünde son günün güle güle git Mıçe…
Bu Dünyayla kesildi artık senin irtibat,
Yer üstünde son günün güle güle git Mıçe…
Çıktı mazlum rolünden geçti suyun başına,
Havuzunu doldurdu bu kendine Müslüman…
Her tat nimetler kattı süslü sofra aşına,
Nice fidan soldurdu bu kendine Müslüman…
Azgın itin keskin azı dişleri,
Tenimizde kan kırmızı iz yaptı…
Üstlendiler bütün kirli işleri,
Sorgularda direnç bizi biz yaptı…
Gece gündüz köşe bucak pustular,
Onun bunun çocuğu bir acayip mahlûkat,
Yüzü domuz derisi ağzı kenef büzüdür…
Giymiş puştluk gocuğu batıyor her hakikat,
Namertlik öz gömleği kinle nefret cüzüdür…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!