Yâ Rab başım kazan gibi,
Bu çekilmez ağrı niye?
Hey devletim! Bazımızın
Niye açık bağrı, niye?
Şakıyan her kopuz yalan,
Sırtlamışım öfkeleri taşıyorum evime,
Kertenkele sürüleri ayağıma basıyor.
Kısrakların dizginleri dolanmışken elime
Uçurumun kenarında başkaları kasıyor.
Sardı beni avcılara yem olacak bir kuşken
Şu dünyaya adım atan bir canın
Başından her türlü iş gelir geçer.
Günü güne uymaz gencin, kocanın;
Bazı dertli, bazı hoş gelir geçer.
Kimisi ayaktır, kimisi baştır;
İnternet başında bekler rotasyon
Millî Eğitim'in müdürcükleri.
Organları geçirmekte mutasyon:
Çanak anten oldu kulakçıkları.
Bakanlık insafa gelir mi ola,
Tüfekleri kara listeye aldım;
Beyaz bir çiçeği mermilediler.
Ellerim yukarda bekleyip kaldım,
Çünkü güzellikler semadan iner.
Hey Mevlâ’m kalbimi melek gibi yap,
Gözlerini unutalı çok oldu,
Bir bak hatırımda elin kalmış mı?
Birer birer her tarafın yok oldu,
Ateşin zaten yok, külün kalmış mı?
Vefa hendeğini aşamadın sen,
Asırlık bir derdin bütün nakşını taşırdı teni,
Gülüşündeki donukluk hatırlatırdı doğuyu.
Bu daracık mezarımda bir daha öldürdü beni
Resimleyemeden ölmek gözlerindeki buğuyu.
Ne zaman çıkma fırsatı olmasa seyran içine,
Yetmişli yıllardı: Günün hasında,
Önemli bir haber yoktu basında.
Yaradan'ın "Yirmi Ağustos"unda
Bir viyaklamayla; gökleri yırtan
Ne iyi ettin de bağırdın Nurten.
Buyrun arkadaşlar, gerekliyim ben;
Bana efe derler, yürekliyim ben;
Bugün şairlikten emekliyim ben..
Sen kuzeye yönel, ben de güneye
Kendi şiirini kendin yaz Gaye!
Kiralık bir ev tutalım bu ara,
Balkona çıkıp binadan düşelim.
Kırık yerleri yaptırıp doktora,
Bütün masrafı kiradan düşelim.
(16 Aralık 1998)




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!