Dost diye bağıra bastıklarımız
İhtiyaç olunca yürüdü gitti.
Yâr yolu gözleyen yastıklarımız
Bekar evlerinde çürüdü gitti.
İyimiz, kötümüz, kaba sabamız;
Zifiri körlüktü yokluğun canda;
Gören gözüm, tutan elim olmadın.
Hayâline bakıp her gün tavanda
Sana gülüm dedim, gülüm olmadın.
Kanım dondu tavrındaki kurumdan,
Büyük âşık olma derdim olmadı;
Aklıma taktım ya, benden bu kadar.
Sanki benden başka adam kalmadı;
Karşında şıktım ya, benden bu kadar.
Tamam, hayran oldum selvi boyuna;
Ağzımızdan çıkan sözü
Döndürmesi kolay değil.
Yükseklere bakan gözü
İndirmesi kolay değil.
Kitap olur rafımızda;
Dost arkadaş toplansalar, bir araya gelseler
Sensiz sohbet tamam mıdır? “Çay” gözünü seveyim.
Fakir senden medet umsa, İblis aklını çeler;
Aman uyma o mel’ûna.. “Bay” gözünü seveyim.
Şimdi belki zayıf, sıska hâline şaşıyorsun;
Bugün iş yerimizde ediyorken lakırdı;
Birden telefon çaldı, baktım başkan Sağır'dı;
Sizin hürmetinize ziyafete çağırdı
Memnuniyetle geldim: Hevesli, heyecanlı..
Yolunuz açık olsun Tamilla Abbashanlı.
Karanlık adamlar yurdumla tonla,
Cânım gök kubbeyi is yapacaklar.
Bırakma elimi, dost, beni anla;
Yoksa beni senle küs yapacaklar.
Kararlı adımlar bağrımda yürür,
Gönlüm nerede gezse
Civârı sensin güzel.
Merkezinde Rabb'im var,
Kenarı sensin güzel.
Meftûnuyum perimin,
Burada deli bir yağmur yağıyor,
Yaş neyime gerek, sen olmayınca!
Bulutlar içinde Bodrum Kalesi,
Taş neyime gerek, sen olmayınca!
İçimde mutluluk ve hüzün eşit;
Varamadı sana cânım mektuplar,
Okumazsın diye yazılmıyor ki.
Artık bana mekan oldu kutuplar,
Bu aşkla yörende gezilmiyor ki.
Çıkan ateşimin düşmesi lâzım,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!