31 Aralık’ta evinde olacaksın.
Naapacaksın dışarıda karı, yağmuru, seli?
Ailenle birlikte huzuru bulacaksın
Bir yerine kaçmadan şemsiye ucu, teli.
Oturursan evinde çay, şeker var, börek var;
Tâ ezelden rûyuna
Hayrandır gönlüm benim.
Ağlıyorum boyuna,
Giryandır gönlüm benim.
Ah benim ayışığım;
Nerde onda incelik!
Gönlü biraz kalınca.
Pamuğa döner çelik
Aşk kapıyı çalınca.
Kirpikler kör bıçakmış,
Yıl iki bin yedi, aylardan kasım;
Birden geldi İstanbul’u alasım.
O labirent yollar bana ilk hasım..
Bakkalköy’le Acarkent’in arası;
Beykoz unutulmaz Aslı sonrası!
Alnındaki beyazlık anlatır bana seni,
Türküler ruhundaki ahengi hatırlatır.
İnce uzun bir endam gözlerimi parlatır,
Lacivert bir gökyüzü özletir cana seni.
Layiham olsun bu söz, ayrılıklarda oku,
Nazlı yâr, kapında eskitme bizi;
Hâlimizi sever misin? Söyle sen.
Dirimizden bucak bucak kaçarsın,
Ölümüzü sever misin? Söyle sen.
Mavimize çalım sattıramadık,
Silahlı, dürbünlü, tazılı katil;
Hâlâ peşimdesin azılı katil;
Bu avın sonunda avlanacaksın;
Yapacağım seni “yazılı” katil.
2 Aralık 1999
Bir ömür yürüyenim,
Kervandan neyim eksik?
Mum olup eriyenim,
Şamdandan neyim eksik?
Minare mahyasıyım,
Ya sen çok güzelsin, ya ben çok âşık;
Apışır kalırım seni görünce!
Önümde musakka, elimde kaşık;
Yapışır kalırım seni görünce!
Bir kere bu virüs girdi damara,
Dostlarım, dinleyiniz, bir diyar var Ege’de;
Ilık bir kış, sıcacık bir bahar var Ege’de;
Beni kendine çeken bir buhar var Ege’de
Her gün gidemiyorsam: Naz. İncir ve Buharkent.
Ben sevdalı bir Mecnun, kız incir ve Buharkent.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!