Aynı toprağın gülleri idik.
Sen toprağa karışalı o bıçakla…
Kızıl kanlar şahit buna.
Benim kollarım zincirli artık;
Söylesene söylesene hangi hakla?
Dünya bir garipleşti,
Yurt yurda benzemiyor.
İnsan acayipleşti,
Fert ferde benzemiyor.
Bu hâl bana batmada,
Sevdiğim kız biraz küçük galiba;
Ellerinde bebeği, oyuncağı.
Ezberlediği tek laf anne-baba,
Bildiği tek kucak anne kucağı.
Annesi milyarder, babası tıpta;
Bugün, bu Levent size bir masal anlatacak;
Billur anılarına yüreğini katacak;
Güzel yürümek için güzel adım atacak!
Falan filan demeyin, bir falan tanıdım ben;
İstanbul yollarında bir Canan tanıdım ben!
Madran Baba Dağı'nın kuzey eteklerinde
Kuruludur çadırın kıldan senin Bozdoğan.
Neopolis, Bergasa ve Kemer üzerinde;
Tarih kokar binlerce yıldan senin Bozdoğan.
Selçuklu, Osmanlı'nın yolları çıkar sana;
Engin denizlerde güneş batarken
Karada kalmışın biri bu adam.
Kaynana geline terlik atarken
Arada kalmışın biri bu adam.
Türlü şans oyunu kovalamamış,
Bugün Ankara'daydım, seni düşündüm durdum;
Eskişehir-Ankara fark etmedi be Burcu.
Hayâlinle o koca şehirde döndüm durdum,
Düşünceler beynimi terk etmedi be Burcu.
Ne bir yığın hatıra, ne birlikte bir mazi,
Bir var idim, bir yoğdum,
Geçmiş zamanı koğdum,
Zulmün içine doğdum..
Asiyim bundan kelli,
Gidecekse ser belli.
Dostum düşün büyük şehre gelmeden;
Burada yaşamak kilo vermektir.
Karın doyurmaya sıra gelmeden
Bütün maaşını yola vermektir.
Bereket nanaydır çalışmasında,
Sana bir çift sözüm var koç yiğidim:
Bugün ben çok büyük bir suç işledim.
Bilmem beni bağışlaman mümkün mü?
Bu gece rüyamda seni görmedim!
24 Şubat 1989




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!