Allah’ım, Çeçenya’ya yas yine geldi bugün;
Gülmeyen gözlerime pus yine geldi bugün;
Oturmadı ininde, Rus yine geldi bugün..
Gerçi gidecek ama, gözün yaşı kalacak;
Kafkasya’da sadece Rus’un leşi kalacak.
Kumru, karanlıkta baykuş görünür;
Âlemi güneşin nûru cilâlar.
Yalnız yol, nazara yokuş görünür;
Yoldaşla aşılır nice sahralar.
Kısılır gözlerden yansıyan ışık;
Şu elde fakir-zengin,
Sanki şark-garp gibiyiz.
Kimimiz gönlü engin,
Kimimiz sarp gibiyiz.
Kimimiz söyler dille,
Farkında insanlar, farkında cinler;
Aldığım nefeste sen varsın Fatma.
Tıngırdar yüreğim, yerle gök dinler;
Minnacık kafeste sen varsın Fatma.
Aşka can atar "Fe", beni görürüm;
Hakkımdın. Aldığın bu karar sana
Yarıyorsa ben hakkımdan vazgeçtim.
Seni benden alan, can pahasına
Koruyorsa ben hakkımdan vazgeçtim.
Bir haftada bitmediyse balayı,
Yer tutar karamızdan,
Balkan bizdedir bizde.
Fışkırır yaramızdan,
Al kan bizdedir bizde.
Yedi deryâ geçiren;
Filistinli çocuğum.
Tarife hacet mi var?
Üzerimde gocuğum,
Elimde gofret mi var?
Ne top gördüm ne aşık;
Gizlenme o perdenin ardında, açıkta dur;
Şöyle bir göreyim seni, karşıma çık da dur.
Evvelâ cepheden bakayım sana loşlukta,
Sonra da dönüp profilini ışıkta dur.
25 Şubat 1989
Şamil gibi kök oldukça
Dallarımız yeter size.
Yayımızda ok oldukça
Kollarımız yeter size.
Olmaz olsun Rus’luğunuz,
Aynı toprağın gülleri idik.
Sen toprağa karışalı o bıçakla…
Kızıl kanlar şahit buna.
Benim kollarım zincirli artık;
Söylesene söylesene hangi hakla?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!