Küstüm Şiiri - Osman Taha Işık

Osman Taha Işık
13

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Küstüm

Küstüm…
Ama öyle çocukça bir küslük değil bu.
“Biraz beklesin, sonra gelir.”
“Biraz özlesin, sonra arar.”
“Biraz pişman olsun, sonra gönlümü alır.”
diye beklediğim bir küslük hiç değil.
Ben yoruldum…
Anlatmaktan,
anlaşılmayı beklemekten,
her kırıldığımda
“Belki bu kez fark eder.” diye düşünmekten yoruldum.
Biliyor musun,
insan bazen birine kızdığı için küsmez.
Çok sevdiği halde
artık canı daha fazla yanmasın diye uzaklaşır.
Ben de öyle küstüm sana.
Bir sabah uyandım,
içimde sana anlatacak o kadar çok şey vardı ki…
Sonra düşündüm,
“Anlatsam ne değişecek?” dedim.
Çünkü ben sana
kaç kere içimi açtım.
Kaç kere sustuğum yerden
“Beni biraz anla.” dedim.
Kaç gece
telefonun ekranına bakıp
bir mesajını bekledim.
Kaç kere gururumu bir kenara bırakıp
ilk adımı ben attım.
Sen belki hiç görmedin
ama ben her defasında
sana biraz daha yaklaşırken
kendimden biraz daha uzaklaştım.
Küstüm…
Sana değil sadece.
Verdiğin sözlere küstüm.
Yarım bıraktığın cümlelere,
tutmadığın ellerime,
beklettiğin umutlarıma küstüm.
En çok da
“Biz bunu aşarız.” diye
kendimi kandıran kalbime küstüm.
Çünkü ben seni severken
hiç hesap yapmadım.
“Bugün ne verdi,
yarın ne verecek?” demedim.
Ben seni
olduğun gibi sevdim.
Ama insan bir süre sonra
tek başına sevmenin
bir ilişkiyi ayakta tutmaya yetmediğini anlıyor.
Bir taraf sarılırken
diğer taraf uzaklaşıyorsa,
bir taraf konuşmak isterken
diğer taraf susuyorsa,
bir taraf “Gitme.” derken
diğer taraf kapıyı çoktan kapatmışsa…
Orada aşk kalıyor belki,
ama insanın içinde
bir şeyler yavaş yavaş ölüyor.
Benim içimde de
bir şeyler öldü.
Mesela eskisi gibi
her şeyin düzeleceğine inanmıyorum artık.
Eskiden senden gelen
küçücük bir mesaj bile
günümü güzelleştirirdi.
Şimdi en güzel sözünü bile
duysam içimde bir ses,
“Daha önce de böyle söylemişti.”
diyor.
İşte en acısı bu…
İnsanın sevdiği birinin
sözlerine değil,
sözlerinin gerçekleşeceğine olan
inancını kaybetmesi.
Küstüm…
Çünkü beni en çok
senin tanıman gerektiğini düşündüm.
Nerede sustuğumu,
nerede kırıldığımı,
hangi cümlede gözlerimin dolduğunu
bilmeni istedim.
Ama sen
benim sustuğumu
“Bir şeyi yok.” sandın.
Oysa vardı…
Hem de çok şey vardı.
Ben sadece
her şeyi tekrar tekrar anlatacak
gücümü kaybetmiştim.
Bazen insan konuşmaz
çünkü söyleyecek sözü yoktur diye değil…
Söylediklerinin
artık hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini düşündüğü için susar.
Ben de sustum.
Sonra sen
“Niye değiştin?” dedin.
Değişmedim…
Sadece yoruldum.
Eskiden peşinden koştuğum yerde
şimdi olduğum yerde duruyorum.
Eskiden kaybetmekten korktuğum seni
şimdi kaybetmenin
beni neden bu kadar korkuttuğunu düşünüyorum.
Belki de ben seni değil,
seninle kurduğum hayalleri kaybetmekten korkuyordum.
Birlikte güleriz sandığım günleri…
Bir gün her şeyin düzeleceğine dair
içimde büyüttüğüm umudu…
“Ne olursa olsun yanımda olur.”
diye inandığım o insanı…
Meğer insan bazen
birini değil,
o insanın kendisinde bıraktığı
hayali özlüyormuş.
Ben seni özledim.
Hem de çok.
Ama özlemek
geri dönmek istemek değildir her zaman.
Bazen insan
çok özlediği halde
geri dönemez.
Çünkü bazı yollar
dönmek için değil,
geride bırakmak için yürünür.
Ben bugün sana kızgın değilim.
Sana kırgın da değilim artık.
Çünkü kızgınlık geçiyor…
Kırgınlık da zamanla hafifliyor.
Ama hayal kırıklığı…
O başka.
İnsanın içine sessizce yerleşiyor.
Bir şarkıda çıkıyor karşısına.
Bir sokakta…
Bir gecenin sessizliğinde…
Birinin söylediği sıradan bir cümlede…
Ve insan bir anda
yine aynı yere dönüyor.
Ben de bazen
hiç beklemediğim anda
seni hatırlıyorum.
İçimden bir ses
“Acaba şimdi ne yapıyor?” diyor.
Sonra başka bir ses cevap veriyor:
“Boş ver…”
İşte ben artık
o ikinci sesi dinliyorum.
Çünkü kalbim seni hâlâ sevse bile
aklım artık kendimi korumayı öğrendi.
Küstüm…
Belki bir gün barışırım.
Ama eskisi gibi olur muyum,
bilmiyorum.
Çünkü bazı yaralar kapanır
ama izi kalır.
Bazı insanlar affedilir
ama eskisi kadar güvenilmez.
Bazı sevgiler bitmez…
Sadece insan
o sevgiyle yaşamayı öğrenir.
Sen benim hayatımdan çıkıp gitsen bile
sana verdiğim sevgiyi inkâr etmeyeceğim.
Çünkü seni gerçekten sevdim.
Eksik sevmedim.
Yarım sevmedim.
Rol yapmadım.
Ben seni
kalbimin en savunmasız yerinden sevdim.
Belki de bu yüzden
en çok sen acıttın.
Ama artık kendime bir söz verdim:
Bir daha
sevilmek için kendimi eksiltmeyeceğim.
Bir daha
birinin beni seçmesi için
kendimden vazgeçmeyeceğim.
Bir daha
“Belki değişir.” diye
kendimi yıllarca bekletmeyeceğim.
Çünkü ben de sevilmeyi hak ediyorum.
Ben de anlaşılmayı…
Ben de beklenmeyi…
Ben de birinin
“Gitme.” diye arkamdan gelmesini hak ediyorum.
Ve eğer bir gün
geri dönmek istersen…
Bil ki kapıyı tamamen kapatmış olmayabilirim.
Ama artık
kapının önünde seni bekleyen
o eski insan da olmayacağım.
Çünkü ben o insanı
çoktan kaybettim.
Seni severken…
Seni beklerken…
Seni affederken…
Kendimi unuttum.
Şimdi kendimi yeniden buluyorum.
O yüzden…
Küstüm.
Sana değil sadece…
Beni ağlatan gecelere,
içimde tuttuğum cümlelere,
söylenmeyen özürlere,
yarım kalan hayallere…
Ve en çok da
bütün bunlara rağmen
seni hâlâ seven kalbime küstüm.
Belki bir gün
adını duyduğumda
içim acımayacak.
Belki bir gün
seni hatırladığımda
gözlerim dolmayacak.
Belki bir gün
“Keşke…” demeyi bırakacağım.
Ama bugün değil.
Bugün hâlâ içimde
sana söyleyemediğim bir cümle var:
“Ben senden gitmek istemedim…
Ben sadece, yanında kalırken
kendimi kaybetmek istemedim.”
İşte benim küslüğüm bu.
Bir kapıyı çarpıp gitmek değil…
Sessizce uzaklaşıp
arkana son kez bakmak…
Ve içinden,
“Keşke beni biraz daha sevseydin…”
demek.
Sonra da yürümeye devam etmek.
Çünkü bazen insan
sevdiğinden vazgeçtiği için değil,
kendinden vazgeçmemek için
gitmek zorunda kalır.

Osman Taha Işık
Kayıt Tarihi : 26.08.2026 00:37:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!