İhanet etmedim… Sadece seni sevdim.
Öyle sıradan, gelip geçici bir sevgi değildi benimki. Bir sabah uyanıp unutulacak, bir akşam kızıp vazgeçilecek kadar basit değildi.
Ben seni, kalbimin en sessiz yerine koydum. Kimseye anlatamadığım yanlarımı sana anlattım. Kimsenin görmediği yaralarımı sen gör diye açtım.
— Sen bana ihanet ettin, dedin.
O an sustum. Çünkü bazı suçlamaların karşısında insanın kendini savunacak kelimesi olmuyor.
Sadece gözlerinin içine bakıp “Ben sana ne yaptım?” demek istedim.
Ben seni aldatmadım. Sana yalan söylemedim. Senden gizli başka bir hayat kurmadım. Kalbimde sana ait olan yere başkasını koymadım.
Ben sadece seni sevdim.
Belki fazla sevdim… Belki seni kendimden bile çok düşündüm. Sen üzülme diye sustum, sen kırılma diye bazı şeyleri içime attım. Bazen haklı olduğum halde özür diledim. Bazen gururumu bir kenara bırakıp ilk adımı ben attım.
Çünkü benim için mesele kimin haklı olduğu değildi. Mesele, seni kaybetmemekti.
— Peki neden bu kadar değiştin? diye soruyorsun.
Değişmedim. Sadece yoruldum.
Her sevdiğimde biraz daha eksildim. Her tartışmada biraz daha sustum. Her “git” dediğinde içimden bir parça gerçekten gitti.
Ama ben yine de kaldım.
Çünkü insan sevdiği kişiden bir anda vazgeçemiyor.
Bazen gece herkes uyurken telefonun ekranına bakıp senden gelecek tek bir mesajı bekledim.
“Uyudun mu?”
Sadece iki kelime… Ama sen yazsan, o iki kelime benim bütün gecemi değiştirirdi.
Bazen senden bir özür beklemedim. Bir açıklama da istemedim. Sadece yanıma gelip “Ben buradayım” demeni istedim.
Çünkü bazı yaralar ilaçla değil, sevdiğin insanın bir cümlesiyle iyileşiyor.
Sen ise benim sevgimi ihanet sandın.
Ben sana sadakatimi anlatmaya çalışırken sen beni suçlamayı seçtin.
Ve ben yine sustum.
Çünkü sana kendimi anlatmak için sana karşı savaşmak istemedim.
Ben seninle savaşmak değil, seninle aynı tarafta olmak istedim.
— Beni hiç gerçekten sevdin mi? diye sorsan…
İşte o sorunun cevabı bütün gecelerimde saklı.
Seni sevdiğim için kaç gece uyuyamadığımı, kaç kere telefonumu elime alıp sana yazıp sonra sildiğimi, kaç kere “boş ver” deyip içimde saatlerce seni düşündüğümü sen hiç bilemezsin.
Sen sadece sustuğumu gördün. Ama o sessizliğin içinde neler kopuyordu, hiç duymadın.
Ben bazen sana kızarken bile seni düşünüyordum.
“Acaba o da üzülüyor mu?” “Acaba beni gerçekten yanlış mı anladı?” “Acaba bir gün her şeyi anlayacak mı?”
diye kendi kendime soruyordum.
Sen benden uzaklaştıkça ben sana yaklaşmanın yollarını aradım.
Sen duvar ördükçe ben o duvarın önünde bekledim.
Sen “bitti” dedikçe ben içimden “Belki gerçekten bitmemiştir” dedim.
Çünkü ben seni bir cümleyle hayatımdan çıkaracak kadar az sevmedim.
Ama artık şunu da öğrendim:
İnsan bazen sevdiği kişiyi kaybetmemek için kendini kaybediyor.
Ben de seni kaybetmemek uğruna kendimden çok şey verdim.
Gülüşümü, huzurumu, gururumu, uykularımı…
Ve en sonunda kendimi bile sorgulamaya başladım.
“Acaba gerçekten kötü biri miyim?” “Acaba gerçekten ihanet mi ettim?” “Acaba sevgim yetmedi mi?”
Hayır…
Ben ihanet etmedim.
Ben sadece sevgimi yanlış anlaşılacak kadar sessiz yaşadım.
Ben seni başkasında aramadım. Başka birinin ellerinde senin ellerini unutmaya çalışmadım.
Ben senden uzak kaldığım gecelerde bile seni düşünerek uyudum.
Bana kızdığında seni kötülemek yerine neden kızdığını anlamaya çalıştım.
Beni kırdığında intikam düşünmedim.
Çünkü sevdiğin insana acı çektirmek, onu sevmenin değil, onu kaybetmenin başlangıcıdır.
Ben seni kaybetmek istemedim.
Ama şimdi… Bazen insanın istemediği şey başına geliyor.
Sen gidiyorsun. Ben kalıyorum.
Sen hayatına devam ediyorsun. Ben senden kalan sessizlikle konuşuyorum.
Ve belki bir gün beni tamamen unutacaksın.
Belki bir başkasının yanında gülümserken aklına bile gelmeyeceğim.
Ama bir gün, her şey sustuğunda, gece yalnız kaldığında, bir şarkı çaldığında, bir sokaktan geçerken beni hatırlarsan…
Sakın kendine “Bana ihanet etmişti” deme.
Çünkü ben sana ihanet etmedim.
Ben sana, elimden geldiğince sadık kaldım.
Hatalarım oldu, yanlışlarım oldu, belki seni kırdığım zamanlar da oldu.
Ama kalbimi sana karşı kirletmedim.
Ben seni severken başkasına dönmedim.
Ben seni kaybetmekten korkarken sana ihanet edecek kadar seni değersiz görmedim.
Sen benim için sadece bir sevgili değildin.
Sen; gelecek hayallerimin içindeki isimdin. Gecelerimin duasıydın. Sabahlarımın sebebiydin. En güzel anılarımın sahibiydin.
Şimdi ise en ağır cümlelerimin içindesin.
Ve biliyor musun?
İnsan en çok, haksız yere suçlandığında kırılıyor.
Çünkü sevdiğin insanın seni yanlış tanıması, başkasının seni yanlış anlamasından çok daha ağır geliyor.
Ben senden “Beni affet” demiyorum.
Sadece bir gün beni gerçekten anlamanı istiyorum.
Bir gün dönüp geçmişe baktığında “Belki de bana ihanet etmedi… Belki de beni sadece fazlasıyla sevdi.” demen yeter.
Çünkü benim hikâyemde ihanet yoktu.
Yalan yoktu.
Başkasına ait bir kalp yoktu.
Sadece seni seven, sana inanan, seni kaybetmemek için kendinden vazgeçen bir kalp vardı.
Ve o kalp şimdi yorgun…
Ama hâlâ senin adını taşıyor.
İşte benim bütün suçum bu:
Ben ihanet etmedim… Ben sadece seni sevdim.
Hem de senin beni sevdiğinden çok daha fazla.
Ve belki de en büyük acı, insanın sevdiği kişiye sadakatini anlatmak zorunda kalmasıdır.
Kayıt Tarihi : 26.08.2026 00:42:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!