Aşkta Adaletsizlik Şiiri - Osman Taha Işık

Osman Taha Işık
13

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Aşkta Adaletsizlik

Biliyor musun, aşkın en acı tarafı ayrılık değilmiş… İnsan bunu yaşayınca anlıyor.
Asıl acı olan, aynı hikâyenin içinde iki kişinin bambaşka duygular yaşamasıymış.
Biri geceleri uyuyamazken, diğeri huzurla uyuyabiliyormuş.
Biri telefonun başında gelecek bir mesajı beklerken, diğeri o mesajı görüp cevap vermeyi bile düşünmeyebiliyormuş.
Biri “Bizi nasıl kurtarırım?” diye düşünürken, diğeri çoktan “Nasıl giderim?” diye düşünüyormuş.
İşte ben buna aşkta adaletsizlik diyorum.
Çünkü ben seni severken sana sadece kalbimi vermedim. Zamanımı verdim, sabır verdim, güven verdim, umut verdim.
Kendimden verdim.
Senin için sustuğum günler oldu. Kırıldığım hâlde belli etmediğim geceler oldu. İçimden ağlamak gelirken sana gülümsemeyi seçtiğim zamanlar oldu.
Çünkü seni kaybetmekten korkuyordum.
Sen ise beni kaybetme ihtimalinden benim kadar korkmadın.
Belki de bizim en büyük farkımız buydu.
Ben seni hayatımın bir parçası yaptım. Sen beni hayatının uygun olduğu zamanlarda hatırlanan bir parçası yaptın.
Ben senin “yarınım” olmanı isterken, sen beni “bugünüm” bile yapamadın.
Ve insan bunu kabul etmekte zorlanıyor.
Çünkü sevdiğin insanın seni senin kadar sevmediğini anlamak, kalbinin taşıyabileceği en ağır gerçeklerden biri.
Ben senin bir kelimene günlerce anlam yükledim.
Sen benim sustuğum onlarca cümleyi hiç merak etmedin.
Ben sesindeki değişikliği fark ettim. Bir “iyiyim” deyişinden bile gerçekten iyi olmadığını anlamaya çalıştım.
Sen ise benim “Bir şeyim yok.” dediğimde gerçekten bir şeyim olmadığını sandın.
Oysa vardı…
Hem de çok şey vardı.
İçimde biriken kırgınlıklar, söylenmemiş cümleler, gecelere sakladığım gözyaşları, senden beklediğim ama hiç gelmeyen küçücük bir ilgi vardı.
Ben senden mucize istemedim.
Sadece bazen beni de düşündüğünü hissettirmek istedim.
Bir gün sen arasan, bir gün sen sorsan, bir gün sen “Nasılsın?” desen…
Belki de bütün kırgınlığım geçecekti.
Ama insan, hep kendisinin attığı adımlarla bir yere kadar gidebiliyor.
Ben sana doğru yürüdüm.
Sen bana doğru gelmedin.
Sonra bir gün yoruldum.
Ama bunu sana söyleyemedim.
Çünkü insan sevdiği kişiye “Ben artık yoruldum.” derken bile onu üzmekten korkuyor.
Ben kendi içimde çöktüm, seni üzmemek için gülmeye devam ettim.
Sen benim gülüşümü gördün, ama arkasındaki yorgunluğu görmedin.
Belki de aşkın en büyük adaletsizliği bu:
Bir insan seni gözlerinin içine bakarak sever, sen onun sevgisini alışkanlık sanırsın.
Oysa o insan her gün seni yeniden seçiyordur.
Her tartışmadan sonra yeniden seni seçiyordur.
Her kırgınlıktan sonra yeniden seni seçiyordur.
Her gece “Belki yarın düzelir.” diyerek yeniden seni seçiyordur.
Ben seni seçtim.
Hem de defalarca.
Sen beni kaç kez seçtin, bilmiyorum.
Belki de hiç.
Şimdi geçmişe baktığımda sana kızmaktan çok kendime üzülüyorum.
Neden bu kadar bekledim?
Neden hep bir gün değişirsin sandım?
Neden kendi değerimi senin sevgine bağladım?
Neden sen giderken ben kendimi suçladım?
Belki de çünkü çok sevmiştim.
İnsan çok sevince kendine karşı adaletsizleşiyor.
Karşısındaki ne yaparsa yapsın bir sebep buluyor.
“Belki farkında değildir…”
“Belki üzgündür…”
“Belki onun da canı yanıyordur…”
“Belki beni seviyor ama gösteremiyor…”
İnsan sevdiğinde karşısındakini aklamak için binlerce sebep bulabiliyor.
Ama kendini affetmek için tek bir sebep bile bulamıyor.
Ben seni hep anladım.
Ama sen beni anlamaya çalışmadın.
Ben senin yaralarını iyileştirmeye çalıştım.
Sen benim yaralarımı kimin açtığını bile sormadın.
Ben senin korkularını kendi korkularım gibi taşıdım.
Sen benim korkularımı abartı sandın.
Ben seni kaybetmekten korktum.
Sen beni kaybetmenin ne kadar kolay olduğunu gösterdin.
Ve şimdi soruyorum kendime:
Aşk neden böyle?
Neden en çok seven en çok acıyor?
Neden en çok bekleyen en çok yalnız kalıyor?
Neden kalmaya çalışan hep yoruluyor?
Neden bir insanın kalbi başka bir insanın ellerinde bu kadar kolay kırılabiliyor?
Belki aşkın gerçekten bir adaleti yok.
Belki aşk, mahkeme değil.
Kim haklı, kim haksız diye bakmıyor.
Kim daha çok sevdi, kim daha çok ağladı, kim daha çok bekledi diye karar vermiyor.
Aşk bazen iyi olanı değil, gidenin kararını kabul ediyor.
Ve geride kalan, bütün cevapları kendi içinde arıyor.
Ben de aradım.
Gecelerce düşündüm.
“Şunu söyleseydim değişir miydi?”
“Bunu yapmasaydım gider miydi?”
“Biraz daha sabretseydim kalır mıydı?”
Sonra anladım…
Bir insan gitmek istiyorsa sen ne kadar güzel seversen sev, onu yanında tutamıyorsun.
Ve bir insan kalmak istiyorsa en kötü gününde bile bir yolunu bulup yanında kalıyor.
Demek ki mesele benim sevgimin yetmemesi değildi.
Mesele, senin benim verdiğim sevgiyi taşımak istememendi.
Şimdi senden geriye birkaç anı kaldı.
Bir ses, bir gülüş, birkaç güzel cümle…
Ve geceleri aklıma gelen “Keşke”ler.
En çok da “Keşke beni sevdiğin kadar ben de seni sevmeseydim.” diyorum.
Çünkü o zaman bu kadar acımazdı.
Belki giderken arkandan bakmazdım.
Belki telefonuma mesajın gelir mi diye bakmazdım.
Belki seni unutmak bu kadar uzun sürmezdi.
Ama kalp hesap bilmiyor.
Kalp, kime ne kadar vereceğini sormuyor.
Ben sana kalbimi verdim.
Sen bana bir ders bıraktın.
Şimdi biliyorum:
Sevmek yetmiyor.
İki kişinin aynı anda aynı şeyi istemesi gerekiyor.
Birinin kalıp diğerinin gitmek istediği yerde aşk değil, bekleyiş kalıyor.
Ben artık beklemek istemiyorum.
Kimsenin sevgisini dilencisi olmak istemiyorum.
Birinin hayatında “belki” olmak istemiyorum.
Ben, “iyi ki” olmak istiyorum.
Birinin hayatında zorunluluk değil, tercih olmak istiyorum.
Çünkü ben bunu hak ediyorum.
Sen de belki kendi yoluna gideceksin.
Ben de kendi yoluma…
Ama bil ki, seni severken hiç adaletsiz davranmadım.
Sana elimden geleni verdim.
Belki fazlasını bile…
Eksik olan benim sevgim değildi.
Eksik olan, iki kişinin aynı kalbe aynı yerden bakabilmesiydi.
Ve şimdi son kez sana değil, kendime söylüyorum:
“Bırak…”
Bırak artık.
Her şeyi düzeltmek zorunda değilsin.
Her gidenin peşinden koşmak zorunda değilsin.
Her kırılan şeyi yeniden onarmak zorunda değilsin.
Bazı insanlar hayatımıza kalmak için değil, bize kendimizi öğretmek için girer.
Sen de bana kendimi öğrettin.
Ben seni kaybettim…
Ama kendimi yeniden bulacağım.
Belki uzun sürecek.
Belki bazı geceler yine seni özleyeceğim.
Belki adını duyduğumda kalbim bir anlığına sızlayacak.
Ama bir gün, seni hatırladığımda içimde hiçbir savaş kalmayacak.
Sadece diyeceğim ki:
“Ben onu çok sevdim…”
“Çok bekledim…”
“Çok kırıldım…”
“Ama sonunda, kendimi seçtim.”
Ve belki de aşkta yaşadığım en büyük adaletsizliğin sonunda kendime yaptığım en büyük adalet bu olacak.

Osman Taha Işık
Kayıt Tarihi : 26.08.2026 00:41:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!