Gitti…
Öyle büyük bir gürültüyle değil,
öyle herkesin duyacağı bir vedayla da değil…
Sessizce gitti.
Bir sabah uyandım,
sanki evin içinden bir ses eksilmişti.
Sanki duvarlar aynıydı da
ben artık o duvarların arasında aynı insan değildim.
Gitti…
Arkasından bakakaldım.
“Dur” diyemedim.
Çünkü bazen insanın diline değil,
kalbine düğümlenir kelimeler.
İçimden bin kere “kal” dedim,
ama dudaklarımdan tek bir kelime çıkmadı.
Belki de gitmek isteyen birini
tutmanın hiçbir anlamı yoktu.
Ama yine de insan…
Sevdiği gidince
mantığını değil,
kalbini dinliyor.
Ben de kalbimi dinledim.
Her gece onun döneceğine inandım.
Telefonuma gelen her bildirimde
“Belki odur” dedim.
Her kapı sesinde
“Belki gelmiştir” diye düşündüm.
Gelmedi…
Gitti.
Ve zaman geçtikçe anladım ki
insan birinin yokluğuna alışmıyor,
sadece onun yokluğuyla yaşamayı öğreniyor.
Eskiden beraber güldüğümüz şeyler vardı.
Şimdi aynı şeylere bakıyorum,
ama gülmek gelmiyor içimden.
Bir şarkı çalıyor,
bir anda aklıma düşüyor.
Bir sokaktan geçiyorum,
hatıralar karşıma çıkıyor.
Bir koku duyuyorum,
sanki yıllar önceki bir akşam
yeniden yaşanıyor.
İnsan en çok da
unutmaya çalışırken hatırlıyor.
“Unuttum” diyorsun,
sonra gece oluyor…
ve bütün yalanların
sessizliğin içinde ortaya çıkıyor.
Gitti…
Ben onunla sadece bir insanı kaybetmedim.
Bir alışkanlığı kaybettim.
Bir sesi,
bir bakışı,
bir “nasılsın?”ı,
birlikte kurduğumuz yarım hayalleri kaybettim.
Belki de en kötüsü buydu…
Geleceğe dair kurduğum
o küçük hayallerin hepsi
bir anda geçmişe dönüştü.
Bir zamanlar
“Bir gün” diye başlayan cümlelerim vardı.
Şimdi hepsi
“Bir zamanlar” diye başlıyor.
Bir zamanlar birlikte gülerdik…
Bir zamanlar birbirimizi beklerdik…
Bir zamanlar onun sesiyle huzur bulurdum…
Şimdi ise
bir zamanlar dediğim her şey
içimde ayrı bir yara.
Gitti…
Kızgın mıyım?
Bilmiyorum.
Bazen çok kızıyorum.
“Nasıl bu kadar kolay gittin?” diyorum.
“Bunca yaşanmışlık
bir insan için nasıl bu kadar kolay silinir?” diye soruyorum.
Sonra susuyorum.
Çünkü belki de onun için kolay değildi.
Belki o da giderken
içinden bir şeyler bıraktı.
Belki o da geceleri düşündü.
Belki o da özledi.
Belki o da dönmek istedi
ama gururu izin vermedi.
Bilmiyorum…
İnsan karşısındakinin kalbini
hiçbir zaman tam olarak bilemiyor.
Ben sadece
kendi kalbimin ne yaşadığını biliyorum.
Ve benim kalbim
o gittiğinden beri
biraz daha sessiz.
Eskisi kadar kolay sevinmiyor.
Eskisi kadar kolay güvenmiyor.
Birine bağlanmadan önce
iki kere düşünüyor.
Çünkü insan bir kere
çok sevdiği yerden kırılınca
bir daha aynı yerden
kolay kolay kimseyi içeri almıyor.
Gitti…
Ama ben hâlâ bazı geceler
onunla konuşuyorum içimden.
“Keşke gitmeseydin” diyorum.
“Keşke biraz daha sabretsen,”
“Keşke beni biraz daha anlasaydın,”
“Keşke ben de sana söylemek istediklerimi
zamanında söyleyebilseydim…”
Keşkeler…
İnsanın geçmişe açtığı
en ağır kapı.
Çünkü geçmiş geri gelmiyor.
Sadece hatıralar geliyor.
Ve insan bazen
bir hatıranın içinde
saatlerce yaşayıp
sonra yeniden bugüne dönüyor.
Gitti…
Belki bir gün
adını duyduğumda
içim acımayacak.
Belki bir gün
fotoğrafına baktığımda
gözlerim dolmayacak.
Belki bir gün
onunla ilgili konuşulduğunda
sadece gülümseyip
“Güzel günlerdi” diyebileceğim.
Ama bugün değil…
Bugün hâlâ içimde
söylenmemiş sözler var.
Bugün hâlâ
yarım kalmış bir hikâyenin
son sayfasını arıyorum.
Ve belki de
o sayfa hiçbir zaman yazılmayacak.
Çünkü bazı hikâyelerin sonu
mutlulukla bitmez.
Bazıları sadece
“Gitti” diye biter.
Ama insan yine de
o hikâyeyi yıllarca içinde taşır.
Gitti…
Ben kaldım.
Biraz eksik,
biraz kırgın,
biraz sessiz…
Ama yine de kaldım.
Çünkü hayat,
birinin gitmesiyle bitmiyor.
Sadece insanın içinde
yeni bir hayat başlıyor.
Daha sessiz…
Daha temkinli…
Daha yalnız…
Ve belki bir gün
ben de yeniden güleceğim.
Ama o gün geldiğinde
onu unutmuş olmayacağım.
Sadece
artık canımı yakmadan hatırlayacağım.
Çünkü bazı insanlar unutulmaz…
Sadece
kalbin içinde
acıtmayan bir yere konulur.
O gitti…
Ben ise
ardından bakmayı bırakıp
yavaş yavaş kendime dönmeyi öğreneceğim.
Çünkü bazen sevmenin sonu
kavuşmak değildir.
Bazen sevmenin en ağır hali,
“Git…” diyebilmektir.
Ve bazen insan
en çok sevdiğini
özgür bırakırken
kendinden bir parçayı da
onunla birlikte gönderir.
Gitti…
Ama ben hâlâ buradayım.
Ve artık biliyorum:
Birinin gitmesi,
benim değersiz olduğum anlamına gelmez.
Birinin kalamaması,
benim sevilmeye layık olmadığım anlamına gelmez.
Bazı insanlar hayatımıza
kalmak için değil,
bize bir şey öğretmek için gelir.
O bana
sevmenin ne kadar güzel,
kaybetmenin ne kadar ağır,
özlemenin ne kadar sessiz olduğunu öğretti.
Şimdi geriye
sadece bir cümle kalıyor:
Gitti…
Ve ben,
onun ardından değil,
kendi hayatımın peşinden
yürümeye devam edeceğim.
Kayıt Tarihi : 26.08.2026 00:45:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!