Hani güzel deriz ya çocukluk yıllarımız
Ne güzeldi içten o renkli oyunlarımız
Hayat sokağımızda dolaşma arsız veda
Eski günleri yad et, yad et eksik yanımız
Zaman sır dolu aynalara baktıkça solsun.
Gördüğüm anıt gibi yığılmış berduş hüzün
Boynu bükük yerimi yaptı taş merdivende
Sakin dokunan ruhu beynimde yapar düğün
Gökten inen çiğ bulut sürünsün benle yerde
Yorgun dizlerim sana illet canlı bakıyor
Paslanan alın yazısı
Siyah saçlarını döktü hayatın gözü önüne.
Bir ağlama, bir sızı koptu bakışında yine,
Toparlardı kucak kucak marifeti
Nefesinde çareler koklar,
Bakışından ekmek doğrardı dilim dilim.
Sabır, sen bir bütün olmalısın ki
Çetin imtihanlık şeklini ansın
Aklımda her daim kalmalısın ki
El ele tutuştuğum anahtarsın
Yüzüme bakarak hiç bıkma benden
Yer, yurt dayanmaz; nedir bu şiddetli sefalet?
Yedi kandilli lamba sönmüş, yakmaz dirayet
Kan ağlıyor deli düz ortasında kar tozu
Semaya sefer var der; doksan bin şehit kuzu!
Bu sefer kutlu sefer kardan akan beyaz su
Övün, ne mutlu geliyor Peygamber ordusu
Uyan!
Gönül kadehine kanlı göz yaşını döken sarhoş sevdam
Uyan!
Keşkelerle başlayan her sabahın gün ışımasın da
yalnızlığın resmine ne diye saklanırsın
Beni de bir hiç uğrunu çalırsın
Saray gibi evler yapar gölgelik
Güneş dargın kalır benim köyüme
Tuhaf duygu kapmış sıcak üstelik
Soğuk iklim satar benim köyüme
Mor elbise giymiş tuzlu acılar
Boşuna halimi sorup da durma
İyi mi, kötü mü bundan sana ne
Acılar taşırım kambur sırtımda
Eğri mi, doğru mu bundan sana ne
İsterdim en mutlu günler bizimle
Sevgi, haklı adalet sordu mu kaçma hemen?
Bu güçsüz olmak değil, hak yoluna sarılmak
Gökten kirli maddiyat inse, toplama yerden
En büyük hazinenin adıdır doğru kalmak!
Mala mülke ihtiyaç duyma düz duran sevgi
Sevda mevsimine sor beni canan
Sor beni borç diye aldığın candan
Farkın olsun artık sevdasız kından
Sanma ki mutluluk veresiyedir
Sevda meyvesi od, narı dem-dedir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!