Niçin hayat yaramaz değersiz edilene?
Bir masal muamması çekiştirir insanı
Eriyen suda pişer gün görmeyen her anı
Hoş olmayan dertlerle gömer toprak içine
Arta kalan çilenin tekmillidir lisanı
Rüzgârı eş diye kendine seçme,
Yapraklar yerleri süpürdüğü an
Figanı dağlanan bu semtten geçme,
Damlalar gözleri üzdüğü zaman.
Kısmetin hiç yoktur kanatsız sevgi
Giderken elveda deme sevdiğim
Her parçası üzgün son nefesimsin
Kuru bir sözüne bağlı ümidim
Asır kadar uzak gitsen bendesin
Bir başıma kaldığım an gör beni
Harmanlanmış taze harman tadında,
Sade!
Bir o kadar da şaşırtıcı şen şakraktı
Mutluluğa giden yol üzerinde
Ufkuyla derin
Ey sevgili…
Ey yaşam…
Ben bu şehri mesken tutmadım
Aklımı sızlatan kırıntılar hala sılada
Geceleri koynumda yatırdığım hasretin
Ateşine yüreğimi tuttum
Bir eline aşkı al, diğerine kendini
Hangisini uzatsan o benim kabulümdür.
Eskisini atıp ta arama yenisini
Şayet bulmak sonuçsuz kalırsa bir zulümdür.
Kavrulup yanan gönül senin midir acaba?
Geç kalındı dersen, ah-vah ederken
Hele bir sevmeyi öğren, öyle çek!
Gözlerini açıp kapayınca sen
Hele bir görmeyi öğren, öyle çek!
Musalla taşında bekle meleği
Asıldın asılalı şu yakamdan düşmedin.
Sana katlanan hırslı özlem terk etti beni.
Tatlı başını yiyen naza neden esirsin?
Hiç değilse küt bakışlarından silmelisin,
Üst üste gelen sıkıntılar terletti beni.
Anla biraz, bensiz gitsen meçhule doğru...
Yorulmadan deme buldum, güzel huzuru
Kötülüğü dost edinen, onursuz kuru...
Acı çeken o kalbine, saygı duyarım.
Kaybettiğin insanlığı bulsan yeniden
Tut ki ben seni çok sevdim:
-Acemice.
Ruhta cevap arayan aldanışa rağmen
Tılsımlı davetiyeyi alıp hazır ola geçerek
Attığın yürekli cesaret meziyetini kırmayıp
Şiddetli bir coşkunlukla




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!