Niçin hayat yaramaz değersiz edilene?
Bir masal muamması çekiştirir insanı
Eriyen suda pişer gün görmeyen her anı
Hoş olmayan dertlerle gömer toprak içine
Arta kalan çilenin tekmillidir lisanı
Rüzgârı eş diye kendine seçme,
Yapraklar yerleri süpürdüğü an
Figanı dağlanan bu semtten geçme,
Damlalar gözleri üzdüğü zaman.
Kısmetin hiç yoktur kanatsız sevgi
Kim vurduya gidende hazin saatler
Sırdaş etme dedin gönül çeşmesi
Çaldığın kapıya koş soğuk vaatler
Sıcacık şarap sun gönül çeşmesi
Güneş bölmüş günü ışıklar siyah
Gönül sıcağında ıslandığım gün
Sevip te ayrılmak istemiyorum
Varlığın sinemde yaparsa düğün
Bu bağdan çıkmayı istemiyorum
Mevsimlik bir yağmur sırılsıklam aç
İnsan görmek ister gerçek âlemi
Barikat kuruldu geçmek ne mümkün
Ayakta pranga hırs dolu yiv mi?
Kollarda çift başlı kelepçe üzgün
Yoksulluk arkadaş oldu, bak yakut!
Ben sana alışık denizler tuza
Sıcak kum çöllere, nehirler buza
Arada ki farkı söz yazsın saza
Sığındım teline farkındayım ben!
Sen kalbimden dosta akan bir dere
Duru cam aynalar kalbin üstünde
Göstersin kirlenen mikrop yüzleri
Çiğ meşreplik dolu insan sütünde
Aynayı parçalar huysuz sözleri
Kim demiş, siyahta beyazı gördüm
Çileler eksilmeyen manevi zırhlı sırdaş
Dert sütünden beslendi gençliğimin yılları
Aklında olmayan yaz, vermedi kışa kumaş
Bir kuş gibi titretti gençliğimin yılları
Uzlaşmayan zamanı bana değersiz kıldı
-sonet-
Aklımda uçuşan rüzgarlar kibarca
Boğmak ister hasret nöbetinde, akşam
Gülmeyen gözlerime yüklediği gam
Ucuz zakkum suyunu akıtır bolca
Asillik suyundan beslenen yiğit,
Göğsünü gerdikçe batırmaz dostluk
Mertebesi yüksek dağlarda kilit
Bir şevktir doğruluk, yanılmaz dostluk.
Dalkavuk külünden istemez bir af,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!