Yekpare ey canım, bu nizam bayat
Hani git desen de göreceğim var
Unutma ki dünya rezil harabat
Telafisi olmaz, gerçek ölüm var
Devşirme düz yolda bulduğun hane
Gözlerinden derin duyguyu söküp alırım
Öksüz kalan aynalar gösteremez rengini
Dev karartını gölge pazarında satarım
Aydınlık veren yolda hisset geleceğini
Beklediğin gelecek tatmin etmez egonu
Yoksulluk gününe mahsus sızılar
Çalarak götürdü diyar be diyar
Gurbet de en hızlı koşan sancılar
Sisli duygu, basık demi çürüttü
Som demir içinde zırhları yaktı
Elinde ki resme baktığın zaman
Geçmişi gör dedim, gözünde taze
Yarama dert olup aktığın zaman
Minneti sat deme bir alçak söze
Temaşa oynama ey zalim geçmiş
Sen, insan atlası okuma beni
Üstümde zırh gibi ördüğün kazak
Adamlık çarkına çöp sokar fani
Yollar ateş kusar, ben yalınayak
Giderim dünyadan bir menzil öte
Umut doğmaz yarına bel bağlama sevdiğim
Sana koşan fırtına kalmadı bu yürekte
Arama bulamazsın, ayrı can derdindeyim
Alp kahrından ölürüm kıvranan gelecekte
Bugünün kasvetini takvimler suçlayamaz
Giy yırtık çarığı düş tozlu yola
El gibi dolaşma cennet yurdumu
Sabah seherine nağmeler yolla
Candan ezan sesi inlet yurdumu
Kaleden kaleyi koklar gülistan
Sevgi bir katre yaş harlar soğukta
Bir ağaç yağmura yoldaş sayılır.
Sessiz duaya dalsak sıcak umutta
Huda’ya el açmak kısmet tayıdır.
İçinde menekşe sümbül kokusu
Umudu dipsiz karanlık bir kuyuya atmak,
gerçek yaşamla aranda ki bağı kopardın demektir.
Her şeye rağmen direnmek,
hele hele düşeceğini bilsen dahi
birilerine yük olmamak için doğru yoldan ilerlemek
en verimli ve uysal bir seçimdir.
Kapkara okyanus ortasındayım
İman ucuz değil, bilsin bu dünya
Ömrümün paslanan hurdasındayım
Suçum aciz değil, nerede suç ya!
Karışmış beyazla siyahî afak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!