Ne çok kalabalıkmış yüreğimizdeki yalnızlık
Mutluluktan hasreti çıkartsak
geriye yine biz kalırız...
Sevilmeyi bilmeyiz ama
mutsuzluğu nerede görsek tanırız
Dur diyorlar
kalmıyorum
İkram ediyorlar
almıyorum
Sön diyorlar
yanmıyorum
Aklından çıkmaz ya hani
yüreğine girmeyen
Aşk yaşadım zannetmesin
Yanlışı doğru bilmeyen!
Kimseler bilmez yangınımı
yüreğimde gizli öznesin
Sen yoksan beni kimler özlesin?
Şimdi sesini okşuyorum
bebeklerin ağlamaklı yüzünde
Hoş geldin
Şimdi ben yaralarımı senden nasıl saklarım?
Bir hançer kaldı eski aşklardan geriye
Saat gece yarısını bulduğunda
yüreğime saplarım...
Benim bir tek günüm yok ki
seni düşünmeden geçsin
Belki çoktan ihtiyarlamışsındır
ama hala düşlerimde gençsin
Aldanma Leyla ile Mecnun sevdasına
Omuzlarında yalan yükü gözlerinde ayrılık
Bir sis gibi çökmüş yaşlı bedeni sandalyeye
masa üstünde duruyor kasketi
Çatlamış ellerinin arasında sarma sigara
ruhuna işlemiş kasveti
İçimdeki ayazda üşüyen çocukta yırtık gocuk
Su alıyor yalnızlığın karanlık okyanusunda hayalleri.
Kirlilerini yıkanmışların arasına astılar
Kalbindeki açık yaraya tuz bastılar.
Çaresizliği, rotasız küreksiz filikalarda pansuman...
Yüreğinin sınır kapısında uykusuz askerim
Dikenli tellere tırmandıkça
seni sevmek isteyen mülteciler
devredemiyorum kimselere aşk nöbetini
Ya kabul et beni
Bu senin gerçek gülüşün mü?
Yoksa hala Sekiz yaşında mısın?
Güneş doğuyor gözlerinde
Yarasız sevdaların başında mısın?
Uzansalar alacaklar ellerinden ekmeği aşı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!