Varım yoğum aşk diye sabrettim.
Sevdanın kumarbazıydım
mutluluğumuza bahis yaptım
kaybettim!
Ellerimizde çiçekler ayaklarımız yalın
Bugün olmazsa
mutlaka sever diyorduk yarın
Meğer faydası yokmuş
uğruna ömrünü harcayan
arıya balın...
Sen susarsan canım
Lal olur kainat konuşamazsın
Ama ben susarsam, sadece seni içerim
Deseler ki Şu bahçede milyonlarca Gül var,
Diken ol istersen
Gelir yine seni seçerim...
Neden yüreklerimiz hep yanlış aşklarda denek?
Keşke kesmeden önce anlayabilsek
Karpuzun içi değil
kabuğu çıksaydı kelek!
Hüznümüzün tortusunu süzerken
Doğduğumda
kendime yedi kat eldim
Büyüdüm
İnsanların hırslarını gördükçe
hiçliğe erdim
Çok uzun sürdü hayatı öğrenmem
Mahalledeki çocuklar top oynarken kırdılar
yüreğimin yalnızlığa açılan yoksul penceresini...
Ve ben her kış masumiyetin ayazını yerim,
derme çatma naylonlarla kapattığım,
kırık umutlarımın arasından
Kirli bir hayattı yaşadığımız
hayallerimiz umut dolu, sonumuz feci
Arafta kalmış çocukluğumuz
düşler ülkesinde mülteci
Bin verdik, bir gördüler
Ruhu yorgun yalnızlar
İlkbahar gelince
yeniden sevda aşerecekler
Toprak ananın çeyizidir çiçekler
Kış gidince yeşerecekler
Sana yar diyebilmek çırılçıplak bir ağaçta meyve olmaktı
Kör bir kurtçuğun aşkını aradığı bedenimde
kemirilmiş ne kadar duygu varsa,
çürütülme korkusuyla teninde kışı yaşarken
yüreğinin yapraksız dallarına tutunmak kadar çaresiz,
bir daha geri dönemeyecek kadar yorgun,
Sandım ki
sen de beni sevince
ekmeğimizi bölüşürüz.
Çıkarız ilkbaharda kozamızdan
kelebeğe dönüşürüz...
Hayat bu, vuracak elbet darbeyi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!