Bak işte yine geldi
göz altı torbalarında yeni ağlayışlar biriktirmiş o bıkkın ihtiyar.
Başkalarının vedaları bile yara açmış sanki içinde
Ondan başka herkes bahtiyar…
Az sonra hareket edecek otobüsün 20 yıl önce gidişini seyretmiş
Mahalledeki çocuklar top oynarken kırdılar
yüreğimin yalnızlığa açılan yoksul penceresini...
Ve ben her kış masumiyetin ayazını yerim,
derme çatma naylonlarla kapattığım,
kırık umutlarımın arasından
Kirli bir hayattı yaşadığımız
hayallerimiz umut dolu, sonumuz feci
Arafta kalmış çocukluğumuz
düşler ülkesinde mülteci
Bin verdik, bir gördüler
Ruhu yorgun yalnızlar
İlkbahar gelince
yeniden sevda aşerecekler
Toprak ananın çeyizidir çiçekler
Kış gidince yeşerecekler
Gün ağarıyor,
kumru kuşları konmaya başladı yine pencereme
Simit satan çocukların sesleri geliyor uzaktan
Elimde, doğduğun anın fotoğrafı
Öyle mutluydum ki, sen geldiğinde ansızın
Kendime küsüm
seninle nasıl barışayım?
Ruhum zifiri...
Mum ışığını yadırgıyorken kör hayallerim
Güneşe nasıl alışayım?
Bereketi kaçtı ekmeğin
Toprağı sürerken taşa takıldı pulluk
Boş yere söylememişler
"Sevmiyorsa etme sevdaya kulluk"
Haklılarmış
Ömrüm, ıssız bir tarlada korkuluk!
Varım yoğum aşk diye sabrettim.
Sevdanın kumarbazıydım
mutluluğumuza bahis yaptım
kaybettim!
Bir aşkın sadakati ve bir hayvanın sakatatı gibiydi, kalbine paha biçemezken ciğerinin beş para etmemesi...
Geceye sürükler vicdanları
Söz karası sahte vaatler
Yalnızlığa sığınır insan
İşte tam da bu saatler...
İçince de unutulmuyor artık
Ruha işlemiş bütün dertler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!