Kızıl Petra'dan öte ne vardı,
güneşin unuttuğu hangi çağlarda?
Dar geçitlerden geçerken akşam,
kimler yürüdü bu kızıl duvarlarda?
Siq'in dar gölgesinden geçtim akşamla,
kızıl duvarlar uzandı iki yanımda.
Bir şehrin kalbine yürüdüm usulca,
hangi çağ uyandı ayaklarımda?
El-Hazne göründü yolun sonunda,
güneşin son rengi kaldı alnında.
Eski bir görkem durdu karşımda,
hangi düş uyandı kızıl taşlarda?
Kraliyet Mezarları baktı geceye,
gölgeleri uzandı eski şehre.
Bir ömrün sessizliği kaldı duvarlarda,
kim bilir kim uyur o sessiz odalarda?
Sütunlu Cadde uzandı önümde,
akşamın gölgesi gezindi üzerinde.
Nice ayak sesi kaldı gerilerde,
rüzgâr yürüdü sessizce izlerinde.
Büyük Tapınak yükseldi önümde,
akşam kızıllığı gezindi yüzünde.
Eski dualar kaldı göğün içinde,
bir çağ uyudu avlunun sessizliğinde.
Qasr al-Bint'e vardım gecelerle,
ay ışığı düştü suskun kemerlere.
Bir zaman yükselen duaların yerine,
gece usulca eğildi avlulara.
Kurban Yeri'ne çıktım geceyle,
Petra küçüldü aşağıda sessizce.
Kızıl vadiler uyudu ay ışığında,
gökyüzü yaklaştı birden üzerime.
Ad Deir'in ardından sustu yollar,
kızıl vadilerde uyudu rüzgârlar.
Petra geride, ufuk önümde,
hangi çağ bekler kızıl ötemde?
Çölün sessizliği çöktü geceye,
yıldızlar serpildi uzak göklere.
Binlerce yıl geçti bu ufuklardan,
kaç hayat karıştı aynı rüzgâra?
Kızıl Petra sustu gecenin altında,
ay kaldı El-Hazne'nin karşısında.
Bir çağ daha uyudu çölün koynunda,
ufukta başka bir çağ başladı usulca.
Kayıt Tarihi : 4.09.2026 23:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!