Yıkıntıların arasından
cılız ama tazelik kokan sesiyle
Haykırdı
Dilinin ucundaki çağlayanda
akıp giden kelimelerden daha ağırdır
Bütün kalıplara aykırı
yarı düş
Tanımsız sevdam
Bak yine çaktırmadan taşmışsın
Bir şiire alfabeden..
Kaybettiği bir sözcüğün izlerini taşır
yüreğinde insan
Ne gözlerini serdiğin yollar
Ne de el yordamıyla sardığın
O hareli sözcükler
Ninemim teşisinde
usulca eğirip
rengarenk yumaklara
böldüğü zaman
Ömrümüzü çaktırmadan
Tütün kolonyası uzattığında farkettim ellerinin titrediğini,az önce kumral saclarımı ustalıkla işleyerek kısaltan bu ellerin titremesini yadırgıyorum.
Avucuma dökülen kolonyayı avucumda ovaladıkça etrafa yayılan kokudan duvarda asılı duran resimdeki genç adamda nasibini alıyor
Daha kapıdan girer girmez aynaya yansıyan resimde adını koyamadığım beni afallatan bir canlılık var.
İri siyah gözleri her an bir mimik hareketi yapacak gibi duran yanakları ve birbirini tamamlayan yüz hatlarında misafir gibi ayrışık duran burnuyla,sanki derinden kokluyor tütün kolonyasını.
Güneşi takmışsın
saçlarına çocuk
Üç dal karanfil açmış alnında
Yeryüzünde...Yüzünde
yarım bıraktığın gülüşünle
Özlemle bekleyen bir sevgiliye
kaçar gibi
çaktırmadan
kaçıp sığındım gövdesine
ve bu sabah hasretle
Sen benim kalabalıkta
sığındığım yanlızlığımsın
Sen sayfalar dolusu yazıp'ta
tarif için uygun söz bulamadığım
bilipte susan dilim'sin
Akıyor
Zamana yüz süren
mavi yeşil ırmaklar yüreğimden
Sonra sen akıyorsun
Toprağa sızıp inceden
Ne zaman derin bir uykuya dalsa
Onarıyordu bütün kederlerini
Yastığında çağlayan
bir küçük ırmak
Uzanıp öptü sabahı gamzelerinden




-
Zeynel Abidin Güven
Tüm YorumlarKezban hanım şiirleriniz çok güzel. Yüreğine sağlık.