Nice insanların ocağı söndü
Dünyaya kafayı taktı korona
Bir damla gibiydi ummana döndü
Cinden tüm dünyaya aktı korona
Adını duyunca sarardık solduk
Güneş hepimizin mehtapta.
Gece hepimizin sabah da.
Rüzgarların da ülkesi yok, bulutların da.
Engellenemiyorsa mevsimlerin gelişi,
Özgürce yağıyorsa yağmurlar semalardan,
Özgürce çiziyorsa kuşlar rotalarını,
Yıkamazsan korkularını korkusuzca,
Korkar korkularından, tir tir titrer yüreğin
sıcaklığında.
Siner ölüm kokusu bedenlere doğarken.
Ve en çok korktuğumuz koku olur hepimizde.
Dolunca miat, çeker kılıcını Azrail.
Siler süpürür her şeyi bir anda,
Ne korku kalır ne koku.
Dolaşsam tozlu yollarını köyümün.
Arayıp bulsam çocukluğumu misket oynarken.
Arayıp bulsam gençliğimi bayırlarında.
Koklasam toprak kokusun da anılarımı.
Artık soğuk sularda yıkasam alın terimi.
Kriz ortamında dolaştım şehri
Seslerin sessizliğinde.
Gerçeklerin üzerinde yürüdüm yalın ayak,
Olayların belirsizliğinde.
Kaptırıp da kendini gözlerimin buğusuna,
Düştün içime yangından kaçarcasına.
Oysa yüreğim yangın, yangından da yangın aşkım.
Yanmasaydı bu yürek yakardı seni ya.
Hadi neyse,
Duruldu dışarıda hava,
Milyonlarca yıldız çaresiz kaldı da,
Bir güneş parçaladı karanlığı mevsimler boyunca.
Mavi gözleri uykuda amma,
Yüreği sonsuza ışık tutmakta.
Gece çöktü kuytulara.
Yüreğim uyandı yine.
Yanınca dağların feneri,
Aşka çağırdı beni
Yüreğime göz kırpan yıldızlar.
Aşka cağırdı beni
Anlatsam destan olur Memişun işlerini
Dövdi oni karisi Hep kirdi dişlerini
Eve biraz geç gelsa Pataklar oni kari
Tutar oni kolindan Atar oni dişari
Bu Memişun kaderi Karadan daha kara




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!