Ben seni her yanlışında
yeniden doğru sandım,
Her gidişinde kapıyı açık bıraktım,
Her dönüşünde kalbimi…
Affetmekten yorulmadım,
yorulduğumu sakladım.
Sen incittikçe
ben “seviyor” diye tercüme ettim acıyı.
Ne zaman ağlasam
“son olsun” dedim kendime,
Ama kalbim
senin ihtimalleri ne bağımlıydı.
Ben seni tamir etmeye çalışırken
kendim paramparça oldum.
Sen düzelmedin,
ben eksildim…
Bir kadının sabrı
bu kadar sınanmamalıydı belki,
Ama ben sevgiyi
acıyla karıştırmayı öğrendim senin yanında.
Sen gülüp geçerken
ben geceler boyu
nerede yanlış yaptım diye düşündüm.
Meğer yanlışım
kendimi hep en sona koymakmış.
Sen alıştın affedilmeye,
ben alıştım susmaya.
Sen rahatça kırdın kalbimi,
ben sessizce topladım parçalarımı.
Bir gün aynaya baktım,
yüzümde senin yorgunluğun vardı.
Sevdiğim adam değil,
beni tüketen alışkanlığın karşımdaydı.
Anladım ki
sevdiğim kişi bana iyi gelmiyor.
Kalbim çarpıyor ama
ruhumu iyileştirmiyor.
Ben seni severken
kendimi kaybettim,
Şimdi kendimi bulmak için
senden vazgeçiyorum.
Bu bir kaçış değil,
bu bir uyanış…
Bu bir terk ediş değil,
kendime dönüş…
Geç kaldım kendime,
çok geç…
Gözlerimdeki ışık
başkasına yanmış,
kendime karanlık olmuş.
Beni üzenle yaşlanmak istemiyorum artık,
beni küçültenle büyüyemem.
Sevgi bu kadar acıtıyorsa
adı sevgi olmamalı.
Şimdi kalbime söz verdim:
Bir daha kimse için
kendimden vazgeçmeyeceğim.
Bir daha “değişir” diye
kendimi harcamayacağım.
Çünkü ben
her affedişimde biraz daha yok oldum,
Ve şimdi ilk defa
var olmayı seçiyorum.
Seni sevmiş olmak
benim ayıbım değil,
Ama kendimi ihmal etmek
benim en büyük hatamdı.
Artık seni değil,
kendimi seçeceğim.
Çünkü bir kadın
en çok kendine geç kalınca
en çok kendinden özür dilemeli…
Ve ben bugün
kendimden özür diliyorum:
“Seni bu kadar yalnız bıraktığım için
affet beni…”
Kayıt Tarihi : 10.02.2026 18:56:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
kendisine haksızlık ettigini görmek




İlk satırlardan itibaren tek taraflı taşınan bir sevginin ağırlığı hissediliyor. Affetmek, umut etmek ve her defasında yeniden inanmak... Fakat zamanla anlaşılıyor ki sevgi; bir insanı sürekli onarmaya çalışırken kendini tüketmek değildir.
"Beni üzenle yaşlanmak istemiyorum artık, beni küçültenle büyüyemem." dizeleri şiirin kırılma noktası. Çünkü burada acı konuşmuyor; farkındalık konuşuyor. Artık suçlayan değil, gerçeği gören bir kalp var.
Şiirin en dokunaklı yeri ise finali:
"Ve ben bugün kendimden özür diliyorum: 'Seni bu kadar yalnız bıraktığım için affet beni…'"
İnsan bazen en büyük ihaneti başkasından değil, kendini sürekli ikinci plana atarak kendine yapıyor. Bu dizeler, yıllarca başkası için yaşayan bir kadının sonunda kendi elini tutmaya karar verdiği anı anlatıyor.
Bu yüzden bu şiir yalnızca hüzünlü bir aşk şiiri değil; öz saygının, kendini yeniden sevmenin ve içsel uyanışın şiiri. Okurken insanın boğazını düğümleyen şey ayrılık değil, bir kadının en sonunda kendine dönme cesaretini bulması.
Yüreğine sağlık Emel... Bazı şiirler sadece okunmaz; insanın kendi yaralarına ayna tutar. Bu şiir de onlardan biri.
çok teşekkür ederim
TÜM YORUMLAR (2)