Bazı yükler vardır anlatınca hafiflemez. İnsan onları sessizce taşır ve hayatına devam eder.
Zamanla şunu öğrenirsin. Her acının sesi çıkmaz. Bazıları insanın içinde büyür ve kimse bunu fark etmez.
Geceler uzadıkça düşünceler de çoğalır. Gün içinde susturduğun ne varsa sessizlikte yeniden karşına çıkar. İnsan herkesten uzaklaşabilir ama kendinden kaçamaz.
Bir iz sürerim yıllardır,
İz benim mi, yol benim mi?
Rüzgâr eser yelkenimde,
Deniz benim mi, yön benim mi?
Nice sözler çıktı dilden,
Geceler uzar gider, dinmez içimdeki sızı
Adını anar durur gönül, bilmez başka bir izi
Bazen tükenir gibi olur, dizlerim titrer yolda
Yine de düşsem kalkarım, umudu bırakmam asla
Hayatta kendimizi azalmış hissettiğimiz zamanlar olur.
Sanki zaman bizden parça parça bir şeyler alır da farkına varmadan eksiliriz.
İnsanız, inciniriz, kırılırız, sonra bir gün dönüp bakarız sesimiz biraz kısılmış, gölgemiz biraz küçülmüş, içimizden bir şeyler geçmiş gitmiş.
Belki de bu yüzden payımıza az düştü sanırız. Oysa aldığımız kadar vermiş, verdikçe de değişmişizdir.
Bir anlık bir hatanın insanın yüreğinde nasıl bir yangın çıkardığını, şimdi çok daha iyi anlıyorum. Kaybetmenin acısı, bir gölge gibi peşimde; nereye baksam, nereye gitsem, o derin pişmanlık gözlerimin önünde duruyor. Sanki ruhumun derinliklerine kazınmış bir yara bu, kapanmak bir yana, her gün daha da derinleşiyor.
Senin gidişinle içimde bir boşluk açıldı; kelimelerle anlatamayacağım kadar karanlık, sessiz bir uçurum. Bir zamanlar, sana dair umutla dolan kalbim, şimdi kederin ağır yüküyle eziliyor. Gözlerim kapanır kapanmaz, senin gülüşünü, sesinin yankısı, ellerinin sıcaklığı… Hepsi bir bir aklıma üşüşüyor. Ve her seferinde, o kayıp anın acı gerçekliğiyle yüzleşiyorum: elimden kayan bir yıldız gibi, sonsuza dek ulaşamayacağım bir yerdesin.
Pişmanlık, zamanın geçmediği, acının hiç dinmediği bir girdap gibi beni içine çekiyor. Keşke diyorum, binlerce kez keşke… O anı geri alabilmek, yanlış bir sözü, bir adımı düzeltmek mümkün olsaydı… Ama zaman, insafsız bir rüzgar gibi, beni hep o hatanın kıyısına sürüklüyor. Ne kadar dirensem de, o yaptığım hatanın ağırlığı altında eziliyorum.
Bir adın kaldı içimde, sustuğum her sözde sen
Kalabalıklar içinde bana değen gözde sen
Yoruldum elbet bazen, yük ağırdı omzuma
Ama her düştüğüm yerde yeniden kalktım ben
Bir sandalyenin boşluğu kaldı masada
Gittiğin anın soğuğu hâlâ bu odada
İki kişilik kurulan cümleler bitti
Aramızda sadece bir sessizlik büyüyor
Gecenin serinliğinde, ışıklar altında,
Bir gülüş saklanmış, sıcak ve samimi.
Yüzlerdeki huzur, bin söze bedel,
İki kalp yan yana, bir anı paylaşıyor sanki.
Zaman durmuş, mekan belirsiz,
Bir akşamın ucunda kaldı sesin
Yağmur indi, sustu bütün şehir
Ben kendime dönerim sanmıştım
Meğer içimde her yol sana gelir
Bir hatıran dokundu omuzlarıma
Bir yol var önümde, karanlık ve uzun,
Adımlarım ağır, içimde bir hüzün.
Nereye gitsem, aynı çıkmazda,
Yüreğimde bir yara, geçmez zamanla.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!