Kumaş kaftan giydirdim, şefkatle sana,
Koydum seni bir pencerenin kenarına.
Üzerindeki şapka, sanki hasırdan,
Işığım oldun, hayallere kapı açan.
*
Bu düzen niçin böyle, sorma hiç durma,
Aylak, hüzünlü ve neşeli,
Mahalledeki boş arsalara, papatyalar ekerdin.
Kime kalır ki, bu gürültü,
Çay tepsileriyle mahallede.
*
Öyle tanıdık ki bize, ama tanımıyoruz onu,
Yine bir suskunlukla başladım, seni geçiştirmeye.
Taşlarla, yollarla, havayla, ışıkla, tüm nesnelerle birlikte.
Hepsi şaşkınlıkla bakıyor sana.
Görsen bir sessizlik, bir tepkisizlik.
*
Duvarlar, varlığını görmezden geliyor.
Duy Tanrı'yı,
----boğulmuş bizonu süslerken,
Kestir kavakları,
----köşedeki övülmüşe,
Essin fazla fazla,
----yokuştaki rüzgar,
Bir aydınlık,
vardı yukarıda,
Bir karanlık,
vardı aşağıda,
Bir sevinç,
çığılıydı gökyüzü
Düz çizgide 19:30;
gerildikçe uzayan anlar.
Bir yol bulup,
geçelim iletişime.
Bir yol bulup,
kalalım iletişimde.
Yapay bir siniyim, şahsıma,
İtimat etme yaldızıma,
Güvenme, parlayan nakışlarıma,
Buğulanmam dahi, düzmece.
*
Bakır titremelerim,
Bir mezara kim yoldaş olmaz ki,
----dayılık etsin Fadime'ye,
Bir Fadime vardı, anamdır,
----saraya saldı evladını,
Her ziyada zehir verir evladına,
----testereyi biçer zindanda,
Tattım ben de hayatta hüznü,
İnançta buldum lakin sonsuz huzuru.
İnançsızlıkta aradın sen sevinci,
Uzak kaldın ama bahtiyarlıktan ebedi.
Yıldızların düştüğü sonsuzluk durağında,
Şairin gezindiği mısrada, mertçe parlar hazan da,
Belirip şafakla, ahengi akar cümlelerin,
Durduğu satırlarda, ebedidir gece.
*
Kaç sevda sızısı, ilham pınarından doğan ışık,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!