Bak şu feleğin acayip işine,
Pınar taşı anlatır tüm derdini.
Tuzluk takılıp bir sırrın peşine,
Gül saksıda ağlatır hep kendini.
*
Kelebek kargaya kızıp bağırır,
Yüce dağlar kar imiş,
Gün doğmadan erimiş,
Nazlı yarin hayali,
Başucumda fer imiş.
*
Kirpiği ok atıyor,
Divit hokkaya dalıyor,
Siyah sular çoğalıyor,
Fikir baştan boşalıyor,
Cümle, aklı oyalıyor,
Ferman düştü parşömene.
*
O dilberin, bir anlık nigâhına yandık,
Gönül mülkünü bil ki, talanına kandık,
Ezel meclisinde, bu sevdaya inandık,
Fermân onundur, bizlerse susarız ancak.
*
Mey meclisinde, sâkî kadehleri sundu,
Yıldırımlar düşer, yüce başına,
Fırtınanın, feryadında nefesi,
Rüzgarların değer, gece yaşına,
Uçurumun, feryadında nefesi.
*
Kanadını açıp, göğe gerişi,
Gurbet ufuklarından, kopuyorum adımlarına,
Gün doğunca, yorgunluk usulca gelip, yerleşiyor ruhuma,
Tükenmişlik beni, özleminin harabesinde hapsettiğinde,
Çıkışı, hatırana sığınmakta buluyorum.
Bakışlarım, ıssızlaşan bir hasret yurduna,
Öksüz kalmış, hayallerini yoklasa da,
Güneş doğana dek durdum,
Yolunda nice vakit,
Çektiğim ahlar hani?
Feryatlarım şahsi.
*
Uçurumun kıyısında, yok oluşun,
Müjdeler İsrafil'in suru,
----fetihler devrini,
Kurmaya dünya nizamını,
----Hak'tan bir düzenleyici gelir,
Seyreder melekler,
----Peygamber Bahçesi'nin kapılarından,
Ezildim nice vakit,
O, gri duvarlı dehlizlerde,
Ucu bucağı olmayan, tasalarımda,
Kim bilir, kaç takvim eskidiğinde.
*
Paslı masamda,
Bir gece yarısı dolaşıyorum,
Ayaklarım boşlukta, zihnim binbir fikirle karışırken,
İyice kördüğüm oluyorum,
Bilinmez çıkmaza girerken; kalbim yorgun,
Yolum sarmaşık, sanki son çaremi arıyorum.
*




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!