Karanlığın, beni alıp götüreceğine inandığım anlar oldu.
Masadan düşen, uçan örtüm,
Bu kumulda, gecenin inmeyeceğini nereden bilebilirim.
*
Bildiğim bir gerçek varsa, o da bildiğim hiçbir şeyin kesin olmadığıydı.
Keşke bilgisizliğim, kırmızı ekose piknik örtüsünün üzerinde, pervasızca süzülseydi.
O meydan okumalar meşhurdu,
Kelimelerle değil,
Sadece bir bakışla,
Anlaşılırdı niyetler.
*
Gözlerini rakibinden ayırmadan,
Sızı büyük hediyedir,
Beşer denen, şu fâniye,
Hüzün derin kâsesidir,
Sunar şıra yudumunu.
*
Karanlıkta yürürken tek,
Sanki, büyük tufan koptu da alemde,
Çölleri aşıp da, gittin mi gurbete,
Senden, tek bir satır yazı, gelmez oldu,
Kapıma, postacı rüzgar da esmedi,
Zindana mı girdin, kilitler mi vuruldu,
Ufak bir işaret bile, veremedin.
Bocalasalar da övgüde,
----aslan olun dedim ben onlara,
Uluyamasalar da,
----kurt olun dedim ben onlara,
Karanlık yollarda kayboldu biri,
----melez oldu bir diğeri,
Kucakladım o,
----büyülü suları,
Salıverdim gökyüzüne,
----içimdeki acıları,
Şaha kalktı artık,
----mutluluk atım,
Yanımızdaki cisminle o,
Gezginisin ufukların,
Pırıltısında dal ve ırmağın,
Büyülüyorsun nazarlarımızı.
*
Irak fikirlerimizin,
Zamanın fırtınası, kopar aklımızda,
Tutuklu kaldığım, her bir yerde,
Başımı koyduğum, her bir omuzda,
Demir almış, gönlüm gözlerinde...
Bırakıp gitme, aşkım beni...
Bırakıp gitme, rüzgarıma,
Öyle uzun geldi ki bana,
Dün göz göze, verdiğimiz mola.
Bir asır sürse, seyrederdim seni.
Aslında alışkanlığın değildir bilirim.
Çokça gözükmezsin sen.
Sessizliğin bile, yeter çoğu zaman bana.
Kapıdan giren, o kara haber,
Ruhumu sıkan, o soğuk keder,
Borçlu kılan kağıt, ömrü heder.
*
Düzenin kurduğu, tuzak çetin,
Kanunu yazılmış, bu zilletin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!