Ufuklardan öteye, setleri yıkan o devler,
Mühürlerini, her karışa adaletle damgalayan beyler,
Akıl denen meşaleyi, sönmeyecek bir ateşe çevirenler,
Her biri bu ulusun, sarsılmaz temelidirler.
Yalnızlığın hakim olduğu bu kasabada, çokça sevda düşkünü var.
Acaba sen de mi, gecelerin tuzağına düştüğünü sandın?
En bilinen sevgi hikayelerinde, yarınların şefkati görünmez.
Yazgıya karşı mı çıktı şimdi, senin de kalbin?
*
Gönül verdiğimiz andan beri, hiçbir şey yolunda gitmiyor.
Kulağıma geldi ki, beşeriyetten ve yarenliklerden, beklentini bitirmişsin...
Yeniden, şahsın adına kederlenmeye koyulmuşsun...
Kimselerin uğramadığı, uğramayı da arzulamadığı,
O sevda ikliminde, birini gözlerken hayli titremişsin...
*
Kişi, sadece özüne tutulabilir diyormuşsun.
Sümbülüm sararır, soldurur beni bu gam,
O gamzende ki gülüm, güllerden mahcup şimdi.
*
Candan severim derken, yârime canımı verdim,
Şimdi gönül fermanı, dinlemem canım şimdi.
*
Tutkunun doruğuna tırmanan, sevdalı can,
Yüreği alev alev kavrulup duran, volkan,
Damarında çağlayan, sonsuzluğu arzulayan,
Yüce duygu selidir, gönlümü esir eden.
*
Tutulmuş dudaklarım, ismini hecelemez,
Mavi kumaş, mor kumaş,
Örgüsü narin kumaş,
Aylar geçti dönmedin,
Gözden akar kanlı yaş.
*
Ah yürü gül, hey yürü,
Kelamın eritiyor, buz tutan dağı,
Nefesin bahardır, şu kainatta,
Yeşertir sesinle, kuruyan bağı,
Huzur bulur gönül, her bir saatte.
*
Ekin biçer idik, uçsuz tarlada,
Hançer saplanır göğsüne karanlıkta, lakin,
Bambaşkadır kederi, seher vaktinin,
Dilemezsin, döşekten doğrulmayı,
Niçin, tekrardan belirdi şafak?
*
Niçin, taze bir zaman,
Gönlüm sendedir emanet,
Elde duran da vasiyet,
O sevdiğin Kenan Bey'miş,
Bana kalan da nedamet.
*
Bir kapım var, kolu yedek,
Parçamsın sen artık, bütünüm sende,
Zihnim baştan gitti, sar teni teni,
Gövdem sana hibe, ruhum gölgende,
Mecnun listesine, kat özü özü.
*
Ezgi sen olmuşsun, name de telde,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!