Biz böyle yoğrulacak insanlar değildik, Hasan Reis,
Bu değildi, hayattan beklediğimiz,
Ne hayallerimiz vardı seninle,
Gel gör ki, beş kuruş etmedi özlemimiz.
*
Seller bastı, güvendiğimiz yaraları,
Eskiden, bir efsaneydi o bağlar,
Uçtu, mazide kaldı tüm anılar,
Kıymet bilir ve derindendi hepsi,
Tükendi şimdilerde, o vefa.
*
Ayrı bir diyarda atıyordu nabzım,
Gökyüzü yere düşer mi?
Düşer kalem.
Kitabı açıp, damlat mürekkebi satır arasına.
Yoksa mürekkep, vardır düşü.
Yazmaz ise kalem, vardır kağıdı.
Dök harfleri oraya, ne denemeler, ne makaleler, ne romanlar doğar.
Söylerler gururla,
----ahlakın koruyucusu olduklarını,
Görürler kızları, kadınları,
----değersiz varlıklar olarak,
Bilmezler Kur'an'daki,
----Nisa suresinin adını,
Ahmaklara mı,
----layık gördün beni,
--------akılsızlara mı,
------------benzettin kendini?
Tepsiye serilmiş,
----yaşamın özü,
Akılsız gevezeler, dilini uzatır,
Sözü değil, cehaleti savurur,
Her konuda, saçmalıkla dolup taşar,
Ahmaklığın, sonu mu var?
*
Daha dün türedi, ne olduğu belirsiz,
Uyanırsa
----uykusundan
--------her
------------zamanki
----------------gibi
--------------------eğer
Diyardan kovulmuş kadınlar, ah o uzak diyar!
Gözleri buğulu, yürekleri hep kor.
Yurtsuz kalmış olan rüzgarların,
Aidiyetsizliğine sürüklenip duran,
Gurbet öyküsü, acı veren yüreklerinden.
*
Eşiğe geldik artık, ahşap bir kürsüde,
Var olmak için, çok yorgun düşüyoruz ama sürdürmek için,
İnsanı daima hatırlatmak, yüreğimizin borcundandır.
Ömür, ırmaktaki bir alabalığın pullarında yansımış gibi, akıp gidiyor.
*
Hangi gökte buluşuruz, rüzgârın sonu var mı?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!