Memleketten, türlü sözler işittim,
Eşkıya düzlüğe inmiş, doğru mu?
Hayretle dinleyip, hayretle bittim,
Kargalar şahine binmiş, doğru mu?
*
Kel Mahmut’un, bodur cılız danası,
Döktük acılarımızı yollara,
Yılların kanayan yalnızlığında,
Mücadelenin odu yüreğimizde yanıyor.
Döktük sevgimizi engin sulara,
Arkamızda boğulan küflü karanlığa,
Bir tezgâh gıcırtısı.
İlmek ilmek, sabır kokan,
Kâh çocukluğum, kâh annem, kâh da geleceğim olan,
Bu dokumanın şarkısı.
*
Doğum yerim, bir fabrika semti de olsa,
Makastayım, kırkılmışın ucunda,
Yıkanan yünlerin, tam avucunda,
Çıkrığın döndüğü, ipin burcunda,
Eğrilen yumağım, ham maddedeyim.
*
Sırtına örtülen, kepenekteyim,
Gerçekleri ayna gibi, yüzlere vururlar,
Tatlı yalan dururken, acıyı tattırırlar,
Dost meclislerinde, hep kaşlarını çatarlar,
Doğruyu söyleyeni, dokuz köyden kovarlar.
*
Her bir lafın altında, bir art niyet ararlar,
Ufuklar kararıp, gün söner iken,
Vuslatın bağında, biterse diken,
Sabırla bekleyip, tohumu eken,
Yeşersin umutlar, susmasın sözler,
Elemle ıslanıp, dolmasın gözler.
Büyük kalabalıkların ortasında yalnız kalıp,
Buna alışmak çok zordur bizler için.
Herkesin bağlı olduğu, kendi kimliğini bulduğu,
Sosyal ve manevi bir grubu vardır,
O merkezli düşünür herkes,
Sen keşfedilmemiş, uzak kıtasın,
Ben, el yazmalarının bekçisiyim.
Sen Fars diyarının, Anka kuşusun,
Ben, çöl rüzgarlarının gezginiyim.
*
Suskun harflerini, el anlamıyor,
Döne döne,
----nereden döner,
Soğumuş,
----sayaçların önü,
Bilir sadece,
----oraya girenler,
Tüm uzayda, bir döngü başladı,
Varlıklar, bu gidişata uymuştu,
Denir ki, hep böyle gelir böyle gider,
Sözümüz; var oluşa hep saygıdır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!