Kara Toprağın Sesi
Evlat açısı, derin bir kuyu gibi, sessizce yankılanır içimde;
Gözde ayna, kırık parçalarda ruhumu yansıtır,
Ve sözde ben gibi derler ama, herkes bilir acının gerçeğini.
Yıllar hatırlatır benden kalan izleri, unutulmaz çizgilerle
Ve her yeni güne uyanış, geçmişin acısını yeniden doğurur;
Kara toprak, yüreğime atılan sessiz bir mühür gibi ağırdır.
Yokluğun sofrası, boş sandalyeleriyle dolu odalarda kurulur;
Her eksik, bir başka gölgeyi çağırır soframıza,
Bir daha yok, derken, dün yeniden doğar;
Her günümde tekrar ölmekte, zamanın deviniminde kaybolan
Hafızamda çatlayan izler, küllenmiş ateşin kıvılcımları gibi,
Ve gece, sessizce döker kara toprağın sırrını.
Bir yaprağın düşüşünde, yalnızlığın melodisini duyarım;
Rüzgar, susmuş ağıtların dilinde fısıldar,
Ve geçmiş, geleceğin gövdesine kök salar,
Anılar, sonsuz geceye dokunan yıldızlar gibi parlar,
Ama her biri, karanlık toprağın bitmeyen davetidir;
Yokluk, dudaklarımda susmuş bir şarkı gibi durur.
Zamanın kanatlarında savrulan anlar,
Kavruk bir meyveye dönüşür, içimi kurutur,
Ve havada asılı kalan sözcüklerin ağırlığı,
Kalbimin derinliklerine çivilenmiştir;
Kara toprak, altımda sessizce konuşur,
Ve bir gün, bir başka hayata doğarız belki,
Ama burada, şimdi, kara toprak, sonsuzluğun sesi olmaya devam eder...
Kayıt Tarihi : 27.06.2026 02:11:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!