Küllerinden doğar bir şehir, sessiz ve vakur,
Her sokağında bir dua, her taşında bir huzur.
Bir çocuk bakar göğe, gözlerinde “sabır” durur,
Ve gökler şahittir: Zulüm geçer, iman kalır, gurur.
Bir annenin elleriyle başlar dirilişin sesi,
Sen kendini,
Benim gözümden bir an olsun göremedin,
Mazursun.
Ben seni kalbime sığdıramadım,
Rabbime anlattım, mazursun.
ben bütün ezberimi o vestiyerde bıraktım leyla.
hangi sokak denize çıkar,
hangi vapur lodosu yer
unuttum.
1.
Varlığın ufkumuzda sönmez bir saltanattır,
Seninle aynı mekân, rûha bir binâ-yı devlettir.
2.
Sükûtun dahi bir dildir, o sessiz tavrın dâvettir,
Bu mağrûr duruşun bize, en büyük kuvvet-i kudrettir.
Bir vuslatın kıyısında değil miyiz şimdi,
Ne tam yakın, ne de uzak düşmüş kalbimiz.
Sen kendine yürürken sabırla,
Ben seni, sen olduğun gibi beklemekteyim.
(1)
Âlem kamu bir "gölge", hakîkatteki bir Râz,
Eyler dil-i bî-çâre, seher vakti Niyâz.
Kırmış feleğin çarkı, susup kaldı o Sâz,
Yoktur bu cihân mülkü, bütün lafz-ı Mecâz.
(2)
(1)
Ey gönül sanma ki boşluk, ye’s ü tenhâ sendedir,
Kâinatın gözü sensin, nakş-ı Mevlâ sendedir.
Cümle mahlûkât içinde rütbe-i âlâ sendedir,
Ol hakîkat bahrının bir katresi hâlâ sendedir.
Ey gönül, sanma bu âlem her dem sâdık yâr olur,
Her tebessümde görünen sanma ki dildâr olur.
Ben seni bekler iken âhım semâya nâr olur,
Yanar âlem, kül olur; aşkınla dil bî-zâr olur.
Gözlerin bir devr-i rahmet, bir hakîkat aynası,
Nereden bileceksin dedin ya bir zaman,
Ben sensizliğin her harfine dokundum o günden bu yana.
Rüzgârın yönü değişti, gül soldu,
Ama kalbim senin adında hâlâ ilkbahar sanıyor zamanı.
Biliyorsun, her gece dualarımda adınla başlar cümlelerim,
Kendimden geçtim, bulamadım beni,
Sordum kim bu diye,
Dediler mum gibi eriyip dondu yüreği.
Anlamaz onlar sebeb-i kederi,
Kalmadı mı artık soranı, seveni?
Bilemem yol uzun ve karanlık,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!