Ey mâh-ı tâbânım, gönlümde nûrun parlar,
Her nefesin bir duâ, her bakışın bahârlar.
Adınla uyanır sabah, sesinle susar gece,
Kalbim senin isminde, ebedî kararlar.
Doğdu gönül ufkunda vuslatın mâh-ı tâbânı,
Aşkınla nûra gark oldu kalbimin her zamânı.
Yıldızlar gülüşlerle süsledi engin semâyı,
Her ışıkla müjdeledi vuslatın armağânı.
Sebeb sensin doğan her sabahımın,
Ziyâ sensin, gönül mahzûn, devâ sensin.
Cihân sensiz bahâr olmaz bana,
Ne varlık var, ne de bir cân, duâ sensin.
Gözümde her gece doğar hicrânın mâh-ı tâbânı,
Kalbimde kanar durur o gülün sessiz devrânı.
Çölde açar o gülün her yaprağı sırla dolu,
Dikenleriyle yakar, kokusuyla mest eder cânı.
Korkuyorum
Bazen aklımı yitiren bir rüzgâr gibi,
Bazen canımı çeken bir gece gibi,
Ama en çok
Gözlerindeki sabahı kaybetmekten korkuyorum.
Uzun zamandır suskunum;
sayfalar boş değil aslında—
ben eskitilmiş bir sessizliğin
içine bırakılmışım.
Bir zamanlar dalga dalga taşan o mavi öfkem,
şimdi yorgun bir gecenin kirpiklerinde
Bazen umut, rüzgârın en nazlı haline bürünür,
Bir kuytuda uyanır, sessizce beklerken,
Gönlüm, hüsranın buz dağlarında yol alır,
Ve sevda, kırık bir aynada kaybolur, bir hiçken.
Geceler siyah bir örtüyle sarar beni,
Yağmur inerken sükûtla şehre,
Bir kara çocuk eğilmiş zamana.
Avuçlarında tövbeler, gözlerinde umut,
Kırık aynalarda kendini aramakta.
Her damla, kalbimde bir dua olur,
Ey sükûtumla konuştuğum yârin adı,
Vefâdan bihaber, rûhumda yâd adı.
Ne bilsin aşkı, kalbi körelmiş olan,
Bir tebessümle kandı, irfândan yoksun kalan.
Ben bendim; hilm ile sabrı harman ettim,
O dua, tövbe ettiğim ilk gecede doğdu.
Kelimeler dizime düştü birer birer.
Gözyaşım kıbleye döndü,
kalbim ilk defa yüzünü yıkadı.
Ve tam o anda —
bir ışık geçti içimden,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!