Telaş etme bakarken içine gözlerimin
O gördüğün yangınlar, yıllar var ki sönmedi
Gizlenirken bu sevda bağrında sözlerimin
Başımdan giden aklım gayrı geri dönmedi
Şiirlere işledim ismini nakkaş gibi
Soyut bir kavram hatta” izafi” bir terim, tanımlamak için bir yığın cılız kelime bulmak her ne kadar mümkün olsa bile, onu yekpare kucaklayabilecek bir cümleyi kurmak neredeyse imkansız! ..
Psikolojik duruma göre bazen hızlı bazen de bir türlü geçmek bilmeyen bir katar! .. Yolların bitiği anlarda bile yolculuk devam edebildiğine göre “zaman” denen mefhumun hükümranlığı sürecektir.
Koskoca bir hayatı “çakmak cebine” sığdıran zaman, hangi veciz kelimeyle anlatılabilir ki? !
Güç, kuvvet, mevki, makam onunla elde edilirken yine onunla kaybetmek onun mukadderatı gereği, İlahi kudretin iradesi ile kendisini gösteren “hakim” ve “hakem’in” tecellisi.
Başlangıcın ve nihayetin sınırlarını belirleyen sonsuzluk. Takvim yapraklarına sıkıştırmaya çalıştığımız, rakamlarla telaffuz ettiğimiz bir riyaziye..
Çok-un içinde ki az, az’lıkta ki umman! .. Başı ya da sonunu “çentik” atarak tespit edemediğimiz bir mikser, var olmanın ve yok olmanın ilahi vasıtası..
Şu yağan yağmura bak şu ıslanan toprağa
O duyduğun ses var ya; Tevekküldür Allah’a
Doğuşunu bir seyret iştiyakla güneşin
Hiç aklına geldi mi neden “hu” der nefesin
Şeklen bize benziyor bu garip yaratıklar
Soy-um desem “ırkçı” der, “dinim” desem ayıplar
O kin bataklığından çıkarlar zaman zaman
İnadına Türküm ben, inadına Müslüman
Geçmişe söven “aydın” sahip çıkan tu-kaka
Sevdik! ..Eyvallah ama, secde bekleme benden
Satırlara işlerim, ben nakkaşım, “kös” değil
Gayrı gözüm korkmuştur “ben maşuk-um” diyenden
Yüreğimi verdim ya! .. Kalem satılık değil
Tükenir yaza yaza her mürekkep nihayet
İmralı’da ki puşt-un adı neydi erenler
Araştırın bakalım, bakalım Mevla’m neyler
Kürt mürt falan değil o, bilinir ayan beyan
Bu ermeni piçinin, adı “Artin Agopyan”
Yani anadan “dönme” şişirilmiş bir yalan
Sıcak, sıcacık bir yürek
Ya sen saracaksın beni,
Ya toprak,
Ve bir kaç kürek! ..
…
Al beni yüreğine
Karanlık sokakta yalnız başıma
Dolaşır dururum deliler gibi
Başımı kaldırıp baksam semaya
Yıdızlar resmini çizecek gibi
Dalgada köpükte sen varsın diye
Yemin edip kilit vurdum dilime
Sustukça karıştı duygu âlemim
Doğmak için bekler üç beş kelime
Ben sustum, susmadın, kırık kalemim
Kefareti var mı, böyle bir and’ın
Az sohbet edelim ha, hani, havadan su’dan
Saklanıp gizlenmeden, baş çıkarıp pusudan
Öyle “gak-guk” etmek yok, ne varsa dobra dobra
Biz doğruyu diyelim, isterse soksun kobra




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!