İstanbul bu gece yine kalabalık,
ama ben yine yalnızım.
Milyonlarca insan geçiyor önümden,
ben hâlâ senin geçtiğin sokaklarda
seni arıyorum.
Boğaz aynı Boğaz,
martılar aynı,
vapur sesleri aynı…
Bir tek sen yoksun.
Galata'nın ışıkları altında
gölgeni arıyorum bazen.
İstiklal'de yürürken
her kalabalıkta seni görüyorum.
Sonra bir köşe başında
gerçeğe çarpıyorum:
Sen yoksun.
Ve insan bazen
bir şehri değil,
bir insanı özlüyor.
Bir gece Karaköy'de
tek başıma oturdum.
Karşımda Boğaz,
elimde soğumuş bir kahve…
İstanbul seni benden sordu.
“Gitti” diyemedim.
“Unuttum” desem
şehir inanmazdı.
Çünkü bu şehir biliyor;
ben seni unutmadım.
Sadece
yokluğuna alışıyormuş gibi yaptım.
Yağmur yağdı sonra,
ıslanan kaldırımlara baktım.
Bir zamanlar beraber yürüdüğümüz
o sokaklar vardı önümde.
Sen yanımda yoktun
ama hatıran
adımlarımın yanındaydı.
Biliyor musun?
İstanbul'un en acı tarafı
kalabalık olması değil.
Her köşesinde
sana benzeyen bir şey bulmak.
Bir vapurda gözlerin,
bir şarkıda sesin,
bir sokakta gülüşün…
İnsan kaçacak yer bulamıyor.
Şehir kocaman,
ama sensizlik
ondan daha büyük.
Şimdi sen nerdesin bilmiyorum.
Belki başka bir şehirde,
belki başka birinin yanında
gülüyorsun.
Ben ise hâlâ
aynı gökyüzüne bakıyorum.
Bir gün yolun yine İstanbul'a düşerse
Boğaz'ın kıyısında biraz dur.
Denize bak.
Belki içindeki o küçük sızı
sana beni hatırlatır.
Çünkü ben seni
bu şehirde kaybetmedim.
Seni, İstanbul'un ortasında
kendimde kaybettim.
İstanbul kaldı…
Vapurlar geçti,
yağmurlar yağdı,
mevsimler değişti.
Bir tek sen dönmedin.
Ben de artık seni beklemiyorum.
Sadece bazı geceler
İstanbul'a seni anlatıyorum.
O da susuyor.
Çünkü o da biliyor…
Bazı ayrılıklar
bir şehirden gidince bitmiyor.
Bazı insanlar gider,
ama bıraktığı yer
ömür boyu İstanbul gibi kalıyor.
Kayıt Tarihi : 3.09.2026 21:53:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!