Dünya hayatı, bir sigara dumanı
Ahiret, görünmez sonsuzluk
İnsan, dünya da bir rüya
Kabirde başlar, uykusuzluk
Dünya satrançtan bir tahta
Oyunu kuran kim
Piyonlar ön safta
Atları süren kim
Ana renkler, bölünmüş karelere
Tehlikeli oyundur, rulet
Bir anda değişir suret
Ortada bir tabanca
Masanın üzerinde
Ve 6 adam masanın etrafında
Gözler o nesneye odaklanmış
Ne olursun, yeter
Rüyalarımdan çık
Değişiklik istiyorum
Görünme artık
Kalbimi sana açamıyorum
Ali İbrahim buyurdu; arzu kerimi haslet
Arayışa filiz sürdü; zat-ı sıfatıyla İsmet
Hayreylesin deryada; küllüsü birer Nimet
Belki vardır; yaradandan yana akti Hikmet
Baba İbrahim zerre oldu, toprağın bağrında
Şehir ışıldıyordu, gecenin karanlığında
Hayallerimiz vardı ya, bize benziyordu tıpkı
İçimiz kararsa da kendi boşluğumuzda
Yıldızlar boynumuza dolanmış birer atkı
Dönüyordu başımız bir pervane
Bırak beni tren
Bu istasyonda ineyim
Ne istasyonlar geçtim seninle
Tıpkı, aşklarımdan geçtiğim gibi
Kırmadım kalbini
Bir bayrak dalgalanıyor rüzgarda, nazlı nazlı
Mevsimlerini seviyorum bu toprağın, kışlı yazlı
Ne kadar buz kesse de bedenim, sabahları ayazlı
Vatan için bu toprakta, mantar gibi bitmedik mi?
Yağmurunda ıslandık, aldırmadık, vız geldi vatanın serini
Ayrılık acısının yürekten kopardığı çığlığıdır, bu sesi
Ecelin terleten korkusudur, bu titrek nefesi
Bırakma meçhule giderken ellerinle ellerimi
Ve son kez dudaklarıma kondur, bir veda busesi
Kureyş müşrikleri almak istiyordu; Bedr'in öcünü
Yine toplamışlardı; bu kez üç bin kişilik gücünü
Tarih yaprakları gösteriyordu; Hicri yılın üçünü
Kavurucu sıcakları ile meşhurdu; tepeli Uhud
Allah'ın izniyle yaratıldı; Uhud'un kumundan fırtına




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!