İhanetin ne olduğunu iyi biliyordu; Zeus
Titanlardan öğrenmişti bunu
Ve babası Kronos’ tan
Çalkalanıyordu kâinat
Astroit bile şikâyetçiydi; bu durumdan
Güneş kendi başına hareket ediyordu
Sulu şerbetle içerken yaşamı
Toplumda ki bedensel güruh
Zig zag çiziyor, korkusundan
Ölmek üzereyken ruh
İçki kötülüğün anası
Kumar anasının danası
Sigara ateşlerde yanası
Zina cehennemin manası
Şatafat zengine türkü
Gelişinle kalplere güneş doğdu
İslam Âlemi nur’a gark oldu
Amel heybeleri, sevapla doldu
Yine gel Ramazan, yine bekleriz
Sen giderken, cümlesi affedilecek
Güneş için ağla gözlerim
Karanlık çöktüğünde
Geldi yine, çökmesini beklediğin karanlık
Sabah için umut ektiğinde
Her renge boyanır duvarlar
Yine yol göründü, başka sevdalara
Azık torbam sırtımda, vurdum dağlara
İhanetler zincirde, ayağımda pranga
Yine yol göründü, görünmez sabahlara
Yine yol göründü, yaban şehirlere
Rabbim, bu vatan kimin? Burası kimin ülkesi
Yabancı bildi beni, hor gördü; laikliğin ilkesi
Bir yanda siyasi hüküm, bir yanda postal gölgesi
Karışırdı namazıma, Yirmi Sekiz Şubat'ın lekesi
Dilimdeki dua, postmodernizmin fikrine battı
Yol
Yürek hasretlerin derinlerine iner
Gurbette ki acısı üst üste biner
Ve özlemin kokusu üzerlere siner
Yol, bekleyenleri varsa güzeldir
Sen gittin ya, buralardan
Rüzgâr hiç böylesine esmemişti
Yağmur, kudurmuşçasına
Hiç böylesine kendinden geçmemişti
Gidişine üzülen bir tek ben değilim
İşte rüzgâr, işte yağmur
Toprağın zerresinden, güneşe
Yeşeriyor gülümseyerek, gülüm
Ve ufkun ince çizgisinden, göz kırpıyor
Zümrüt yeşili ölüm
Turuncuya çalıyor, sarılar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!