Derin bir iç çektirir çocukluğum
Kolay olurdu, her şeyi sahiplenmek
Gerçekleşirdi hemen, hayal etmekle
Yağmur damlalarını, birbirine eklemek
Düşlerin önünde beklemek
Yeni bir yaşam amacıyla indi
Uçan daire
İstila edilecekti dünya
Ve... Vesaire
Umutları havada kalmıştı
Şarkı söylüyor, dağın esintisi
Vokal yapıyor, yağmurun sesi
Güneşten kopuyor, ecelin nefesi
Yeşillik vadilere, it beni rüzgar
Kucak açtım, gökte ki bulutlara
Mazide kaldı, geçmişin buruk dürgüsü
Acıları törpüledi, talaşsız zaman sürgüsü
Ayıpları örterken, ayyuki edep görgüsü
Yerleri süpürdü, kıymetsiz mantık örgüsü
14 06 2009
Milli bir mutfak kültürdür, yemek
Yemek, canlıların yaşamı demek
Damak zevkinde türlüdür, her emek
Mutfağın geniş bir özetidir, yemek
Ben
Vakur bir prens
Sen
Düşlerimin ziyaretçisi
Gönlümün perisi
Sevdamın habercisi
Yeşil bir örtü ısmarlamışlar
Altına tahta yaymışlar
Çatısız bir eve koyunca beni
Kapısına adımı yazmışlar
Hüner değil, artık şiir yazmak
Suskunluğa büründü, şair
Yazmak denince
Aşk gelir ya, akla
Şiir değil artık, aşka dair
Yetmiş yıldır yürürüz, bu yolda
Nereye çıkar, bilmeyiz
Çok mu uzaklaştık acaba; hayattan
Geriye mi dönsek
İyi de hangi yoldan yürüdük
Hangi sapaktan geçtik
Yaşam saatini kendi isteğine göre kurar
Ne tavsiye dinler, ne okunan ezan duyar
Cumaları belki de, ne cami yoluna uğrar
Bir yaş daha devirir, yılbaşı Müslüman’ı
Kurban kesmekte düşünür hep kesesini




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!