Yollar gitmekle bitmiyor, kömür gözlüm
İçini karartıyor, asfaltın kömür karası
Kömür gibi mazi vaat ediyor, aşkın
Hasret yine tetikliyor özlemi
Sana olan özlemi
Yenemiyorum bu duyguyu
Bulaşma sevdaya, karanlık bir zindan
Ağırdır sabrı, geçmesi zordur candan
Aşk bir yandan bastırır, ecel bir yandan
Umutlanma vuslata, vaktin varken git
Bekle hırçın sahilde, yakındır son gemi
Kendi başına bir ölüm
Yalnızlık
Yalnızlığı öldüren ise
Korkusu
Cennet
Toprağın zerresinden, güneşe
Yeşeriyor gülümseyerek, gülüm
Ve ufkun ince çizgisinden, göz kırpıyor
Zümrüt yeşili ölüm
Turuncuya çalıyor, sarılar
Atsak da rengimize istinaden çentik
Aynı vücut diline müsaviyiz, identik
Kendine cezp etti, zenci sevgilim
Arada ki deri farkını birlikte yendik
Kuraklığın makûs kaderi Afrika
Tütsülenmiş dik saçlar
Sarı boyalı kaşlar
Bağsız ayakkabılar
Delikli pantolon
Hayatı iki kolon
Çıkardığım ayakkabılarıma döktüm
Günün yorgunluğunu
Ve onları kapının eşiğinde bıraktım
Silmeden tozlu solgunluğunu
Elbise niyetine giyindiğim umutlarımı
Kapının hemen arkasına astım
Hayat bir yaprak misali
En güzel yılları yeşil, yakışık
Fotosentez uğruna
Güneşle, yağmurla barışık
Dal yaprağı barındırır
Yalnızlıktan üşüyor, yalnızlığım
Sarkıtlarımdan damlıyor, mecali
Çıt bile çıkmıyor karanlıklarımdan
Bir sürü göz parlıyor ıssızda
Gecenin yalnızlığında
Yarasa kadar sessiz
Sen gittin ya, buralardan,
Rüzgar hiç böylesine esmemişti.
Yağmur, kudurmuşçasına,
Hiç böylesine kendinden geçmemişti.
Gidişine üzülen bir tek ben değilim,
İşte rüzgar, işte yağmur,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!