Bin iki yüz sekizden itibaren gülmeye başladı; Anadolu
Nasrettin Hoca ile gülmeceye gark oldu köyü Hortu
Hayatı bütünüyle mizahı ve düşündürmesiyle dolu
Seyyid Mahmut Hayrani’nin hayranıydı; Hoca Nasrettin
Karmaşık meselelerin yapardı; gülümsetirken izahını
Peri bacalarından yükseldi; göğe
Peri masalı
Sihirli tozları yayıldı; yere
Gökkuşağına basalı
Masallar diyarına uçtu; peri
Masalları duvara asalı
Koskoca bir yıl daha geçti ömrümden
Bugün yılın son günü
Bense bozuk moralle sokaklarda geziyorum
Kışın dondurucu soğuğuna rağmen
Aptal olmalıyım
Ellerimi paltonun ceplerinde ısıtmaya çalışıyorum
Hafif yağmur çisiyordu; sokaklarda
Kara şemsiyeli insanlar vardı; her yanda
İnce bir sis çökmüşken, yüreğime
Fırladım, gittim, şimdi bedenim dışarıda
Islanıyorum, gömleğim yapıştı tenime
Ağır adımlarla yürümek sardı beni, yağmurda
Tahta, desenli bir yapın var
Süslü köşelerin, ince ve dar
Bilmem bu kaçıncı resim, yıllar boyu
Çerçeven, sanki anılarımıza dört duvar
Rahmetli dedemi barındırdın
Koşarken ağır aksak umutlarla, yarınlara
Ölüm bekliyor belki, karşı duvarın ardında
İpi göğüslemek korkutuyor aslında
Göğüs kafesinin, her yalpa yapışında
Ölümün arada bir göz kırpışında
Mavi atlasın göbeğinde saklı
İki ahulu Maoi
Rano Raraku’nun küllerinden doğdu
O
Selam durdu mavi gizeme
O Yeşil Parti'nin adayı, adı gelir doğadan
Dereden boşaltır suyu, kirli kovadan
Bet bereket olur mu, çatışmalı yuvadan
'Oyunuzu bana verin' diyor yeşilin adayı
Eller öpülür, dalkavukça seçimde
Renginde, şehitlerin kanı mevcut
Bağrında, ay yıldızı taşıyorsun
Seni anlatmaya söz yetmez
Milyonların kalbinde yaşıyorsun
Sana baktığımda, fetihleri görüyorum
Mazide derin izler bıraktı
Hayatın kırbacı
Ressamın tuale vurduğu
Fırça darbeleriyle renklendi bazen
Kırbacın ucunda ıslık çalarken ölüm
Teslim oldu onu tutan ilahi ele




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!