Vakit bir esintili kuşluk vakti,
Sanki seninle oturmuşum açık kapının eşiğine,
Bakıyorum nasibime düşen her ne varsa ona,
Sahipsiz kalmış bir kedi yavrusuna,
Göz kırpmaya başlayan güneşe,
Bir sislere bürünen,
Ay yine yükseldi bir tepsi gibi,
Kayalar ardından, dağ arasından.
Sevdaya düşmüşüm yanar yüreğim,
Yağan yağmurlara hiç aldırmadan.
Onu anımsatır ay bana her gün,
Geceleyin daha bir iyi anlıyorum yalnızlığımı,
Senden ayrı olduğumu.
Yüreğim yürekliğini yitiriyor,
Hüznüm başlıyor hüzünleşmeye,
Başlıyor elemlerimin zerreleri
Bütünleşmeye.
Hiç üzülüp yerinme,
Hiç boş yere dövünme,
Artık bana görünme;
Kendin ettin, kendin bul.
Önünde diz çökmüştüm,
Serilmek istiyorum
Ayaklarının altına güneş ışıklarınca
Sabahın karanlıkları zorladığı saatlerde.
İki avucumda bir yaralı yüreğim,
Önümde, sana çift kanatlı bir kapı gibi açılmış gönlüm,
Umutlarımda seninle dopdolu bir yaşam
Gezdirmeli seni tahtırevanla,
Arkanda rengarenk, seçkin bir alay.
Gülüp geçmelisin, bakıp ihsanla,
Kıskanırken seni göklerdeki ay.
Yaman yakışırsın ince tüllere,
Çatık kaş altında hasta ruh yatar,
İnsana yakışan bir güler yüzdür.
Sendeki her terslik eli hırpalar,
İnsana yakışan bir güler yüzdür.
Gül ki; güzelleşsin ruhunla yüzün,
Öyle uzak durma, gel yaklaş hele,
Ağlama; yanağın ıslanır gider.
Gül, eğlen, koş, oyna, şarkılar söyle;
O çağlayan sesin paslanır gider.
Söz edelim yalnız sevdalıklardan,
Göklerin mavisi soldu, silindi,
Deniz bir karanlık şala büründü,
Falımda bir büyük hasret göründü
Sen beni terkedip gittikten sonra.
Günlerden bir gün
Kapımı bir açsam ki; eşiktesin,
Güneşi omuzlarına almış bir azize gibi,
Artık unutmaya başladığım yüzün
Olanca körpeliğiyle gölgede
Ve pişmanlıkların bir buket çiçek misali




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!