İsmail Özabacı Şiirleri - Şair İsmail Öz ...

İsmail Özabacı

Yani çok önceden, eskiden dostumsun sen benim , sen hatırlamazsın belki berzahtan galu beladan dostumsun sen benim, ruhunun dinlendiği her gölgelikte benimde ruhum ordaydı...ama hep geç kaldım sana, yetişemedim hep kokun ve izine rastladım dostum...ellerinin izi, dokunduğun her yere dokundum...ruhuna eş yüküne dost olmaya çalıştım...hatırlar mısın ? uzakta olsam da hep omzumda ağlardın, hep bana anlattın en zor zamanlarını...dost olmak bunu gerektirirdi hep aklında ve kalbinde olmayı...birde baki olmayı...ama her zaman taş yerinde ağırdı bunu sen öğrettin ama...bir taş geldi sanırım bana...oysa o taş tam boğazımın ve göğsümün üstünde ki her nefes almaya çalıştığımda hissediyorum acısını...evet dostum herkes sanırım istediği hayatı yaşıyor geçmişteki hatalarımızın yüzünden, asla sana kızamam ve seni suçlayamam taa berzahta senin ruhuna takılan benim...iyi ki dostumsun yinede bana ne kadar saçma gelse de...kadim ve baki dost...aklına her geldiğinde kalbini yasladığın bir ağaç gibi başının üstünde ve sırtının arkasında göğsünün 3 parmak altında kalbindeyim...tek ben mi kendimi yakıştıramıyorum yanına yoksa sen mi ? dostum…

Devamını Oku
İsmail Özabacı

En doğal hakkıdır her insanın
Kalp atışları…
Yaşamakta derler bunun adına
Durduramadığımız zaman akışları,
Bazıları…

Devamını Oku
İsmail Özabacı

Yaşıyorum sanırsın bunca yıl, aynaya baktığında anlarsın yorgun bir yüz, kaz ayakları, biraz beyazlamış saç…ve tam kırk yıl geçmiştir aradan, en güzel yaştır o, gençlikten olgunluğa geçtiğin, hayatın tam anlamlandırdığın, ve yazdığın şiirlerini yayınladığın bir yaştır, bazen tam karşında oturan ve gözünün içine bakan kişi bile değer vermez yazdıklarına ve tam kırk kişi vardır aşağı yukarı etrafında sana değer veren…senin için en önemli olan kırk kişi, senin içini bilen, seni seven maksimum kırk kişi, çok önemli ve değerli kırk kişi…ne bir fazla ne bir eksik, kırk yaşında etrafında topu topu kırk kişi vardır istersen say bak…onların içine bak kendini görürsün…İş bu yazı kitabım çıktığında kitabımı mazeretsiz alan 40 kişiye ithaftır iyi ki varsınız ve benim için çok değerlisiniz…

Devamını Oku
İsmail Özabacı

bazen çok kısa olur her şey, bir kelime yada bir cümle bile, bazen bir harf bile...
anlatmaya yeter her şeyi anlayana
büyük bir sevgiyi ve veya çok üzgün olduğunda (mesela şimdi) hüznü...
en mutlu günün
en hüzünlü gününe döner bazen
her şey kısa

Devamını Oku
İsmail Özabacı

Artık kısa tutuyorum tüm doğum günü kutlamalarını,uzun y(ı)oldan geliyoruz çünkü…hep aynı biraz çünkü, hep iyi ki, hep nice nice…evet ne çok nice nice acılar biriktirdik o yıllarda,sen doğum günü mumunu söndürürken di mi ? Di ….
En değerlimiz;en çok üzenimizdi aslında,en çok bize yakın; en uzağımızdı,en çok (da)tahmin ettiğinden daha(da)çok sevdiğimiz,tahmin ettiğimiz kadar sevmemiş oysa bizi,bunu bir doğum gününde unutulunca anladık…oysa unutmak ne mümkün! Kucak dolusu sarılmaları,çiçekleri,gülüşleri,yürüyüşleri,öpüş….medik biz hiç doğru düzgün….di mi ? Oysa böyle mi olmalıydı? Doğum günleri buruk, sıradan bir kaç aynı cümle tekrarı bla bla bla….
Senin varlığının kaynağı olan en önemli olay böyle sönük mü kalmalıydı ? İçimde…sönmüş bir volkanın külleri şimdi yanarda durur,bunu ancak anlayan görür…oysa haykırmak tüm dünyaya;- ey ahali,uyanın gözünüzü,kulağınızı açın,o doğdu diyebilmek, mutlu olun,sevinin açın pencereleri çiçekler saçın etrafa,kağıtlara adını yazın…diyebilmek ne güzel olurdu…
Oysa saçma gelir şimdi sana bu rüya…(ymış meğer) anlattıklarımın hepsi,üstü altı böyle bir aralığa denk gelmiş…belki bir aralıkta karşılaşınca ruhlarımız hesabını sorarsın bu yazdıklarımın belki hata ararsın,takılırsın biraz ne de olsa TDK’ ndan sayılırsın…işte böyle kısa kutlamalar uzadı bu aralar,nice yıllara…

Devamını Oku
İsmail Özabacı

Artık kısa tutuyorum tüm doğum günü kutlamalarını,uzun y(ı)oldan geliyoruz çünkü…hep aynı biraz çünkü, hep iyi ki, hep nice nice…evet ne çok nice nice acılar biriktirdik o yıllarda,sen doğum günü mumunu söndürürken di mi ? Di ….
En değerlimiz;en çok üzenimizdi aslında,en çok bize yakın; en uzağımızdı,en çok (da)tahmin ettiğinden daha(da)çok sevdiğimiz,tahmin ettiğimiz kadar sevmemiş oysa bizi,bunu bir doğum gününde unutulunca anladık…oysa unutmak ne mümkün! Kucak dolusu sarılmaları,çiçekleri,gülüşleri,yürüyüşleri,öpüş….medik biz hiç doğru düzgün….di mi ? Oysa böyle mi olmalıydı? Doğum günleri buruk, sıradan bir kaç aynı cümle tekrarı bla bla bla….
Senin varlığının kaynağı olan en önemli olay böyle sönük mü kalmalıydı ? İçimde…sönmüş bir volkanın külleri şimdi yanarda durur,bunu ancak anlayan görür…oysa haykırmak tüm dünyaya;- ey ahali,uyanın gözünüzü,kulağınızı açın,o doğdu diyebilmek, mutlu olun,sevinin açın pencereleri çiçekler saçın etrafa,kağıtlara adını yazın…diyebilmek ne güzel olurdu…
Oysa saçma gelir şimdi sana bu rüya…(ymış meğer) anlattıklarımın hepsi,üstü altı böyle bir aralığa denk gelmiş…belki bir aralıkta karşılaşınca ruhlarımız hesabını sorarsın bu yazdıklarımın belki hata ararsın,takılırsın biraz ne de olsa TDK’ ndan sayılırsın…işte böyle kısa kutlamalar uzadı bu aralar,nice yıllara…

Devamını Oku
İsmail Özabacı

Artık kısa tutuyorum tüm doğum günü kutlamalarını,uzun y(ı)oldan geliyoruz çünkü…hep aynı biraz çünkü, hep iyi ki, hep nice nice…evet ne çok nice nice acılar biriktirdik o yıllarda,sen doğum günü mumunu söndürürken di mi ? Di ….
En değerlimiz;en çok üzenimizdi aslında,en çok bize yakın; en uzağımızdı,en çok (da)tahmin ettiğinden daha(da)çok sevdiğimiz,tahmin ettiğimiz kadar sevmemiş oysa bizi,bunu bir doğum gününde unutulunca anladık…oysa unutmak ne mümkün! Kucak dolusu sarılmaları,çiçekleri,gülüşleri,yürüyüşleri,öpüş….medik biz hiç doğru düzgün….di mi ? Oysa böyle mi olmalıydı? Doğum günleri buruk, sıradan bir kaç aynı cümle tekrarı bla bla bla….
Senin varlığının kaynağı olan en önemli olay böyle sönük mü kalmalıydı ? İçimde…sönmüş bir volkanın külleri şimdi yanarda durur,bunu ancak anlayan görür…oysa haykırmak tüm dünyaya;- ey ahali,uyanın gözünüzü,kulağınızı açın,o doğdu diyebilmek, mutlu olun,sevinin açın pencereleri çiçekler saçın etrafa,kağıtlara adını yazın…diyebilmek ne güzel olurdu…
Oysa saçma gelir şimdi sana bu rüya…(ymış meğer) anlattıklarımın hepsi,üstü altı böyle bir aralığa denk gelmiş…belki bir aralıkta karşılaşınca ruhlarımız hesabını sorarsın bu yazdıklarımın belki hata ararsın,takılırsın biraz ne de olsa TDK’ ndan sayılırsın…işte böyle kısa kutlamalar uzadı bu aralar,nice yıllara…

Devamını Oku
İsmail Özabacı

Kuş ölür, sen uçuşu hatırla !

( Bence; Aşk biter , sen seni ne kadar güzel sevdiğimi hatırla... aslında o biten Aşk değildir, Aşk olsa bitmezdi, sevgidir Sabahattin Alinin Dediği Gibi: ' unuttum diyemem ama üzerimde bir tesirin kalmadı artık' gibi düşünün yada 'artık sende Herkes gibisin' gibi...Aşk süregelen bir şeydir ve devam eden uçuş gibi...eğer gerçekten ona aşık olduysan zaten ömürde bir iki olur...

Devamını Oku
İsmail Özabacı

O evdeyim şimdi, senin olduğun yerde, yavaşça açıyorum kapıyı, kim bilir nasıl çıkartırsın anahtarı çantandan, hangi elinle tutarsın yoksa bir elinde telefon mu var, poşetleri yere mi koyarsın ? bilmiyorum içeri girer girmez anahtarı nereye atarsın? Kedin mi gelir ayağına dolaşır, bilmiyorum o poşetlerde ne vardır? Sütlaç mı ? ilk hangi odaya gidersin bilmem, bir bardak su mu içersin önce? Yoksa kabanını çıkartıp portmantoya mı asarsın ?
Hemen TV’ yimi açarsın güzel bir müzik kanalı? Yoksa Radyon mu var bir köşede? Nereye dokunursun en çok, balkonda çiçeklerine mi koşarsın hemen su verirsin ? elim ayağıma dolaşıyor ne yapsam? Nereden başlasam eşyalarla mı konuşsam senin yerine ? uzandığın koltuğa mı uzansam? Elime en çok okuduğun kitabımı alsam? Hangi ayracı kullanıyorsan onumu kullansam? Yada hiç mi olmasa aramızda ayraçlar bizi ayırmasa mı ?
Unutsak mı okuduğumuz o sayfayı, ne fark eder baştan yine okusak, ya da baştan yeniden yaşasak o ayrıldığımız ana kadar? O otogara, o otobüse, o durağa o yalvarışlara yemin olsun ki, tekrar yaşamak isterdim o ana kadar senle olan tüm güzel şeyleri…
O evdeyim şimdi, senin olduğun evmiş orası, uyandım şimdi merak etme…Uzun bir rüyaymış…

Devamını Oku
İsmail Özabacı

Ne çok kitap okursun aslında, bilirim…oysa her şey okumadığın kitaplardadır. Okumadığın değil ! okumak istemediğin, içinde sen olan, senden bir şeyler olan, senden bahseden bir kitap…bir şiir yazılmamış gibi davran, bir hayat yaşanmamış gibi, o öykülerde hiç yokmuşsun gibi, sus yorum yapma , taş olsa bile çatlardı meraktan oysa…ne kadar duyarsız duruyor insan uzaktan bakınca, içini bilmeyince oysa kapağını açmak için ne bekliyorsun ? bir insanın…okuma ne olursun, şimdi sen ona da bir sebep bulursun… hüsnü talil dersin, zaten bu senin dersin…ne çok kitap okursun aslında bilirim, içine çeke çeke, sindire sindire, yaşaya yaşaya… yaşadığın şeyler yüzüne çarpınca üzülüyor insan, okuma o zaman…belki anlarsın tüm olup biteni…

Devamını Oku