İsmail Özabacı Şiirleri - Şair İsmail Öz ...

İsmail Özabacı

Büyük acılarım var
Övünmek gibi olmasın
Biriktirdim yıllarca içimde
Onlarla yaşamayı seviyormuşum
Birilerine göre…
Hiç yoktan var oldu o acılar

Devamını Oku
İsmail Özabacı

Övünmek gibi olmasin...sevdim mi cok fena severim,sakız gibi yapışırım kalbine,çıkmam yıkamakla zor leke gibi beklerim,ancak göz yasi temizler beni onuda yıkarsan aciyla. övünmek gibi olmasin gece yatağıma uzaninca gözlerimi tavana diker hayaller kurarım yasanmamış guzel hayaller...Domino taşı gibidir hayallerim biri yıkılınca hepsi gider.

övünmek gibi olmasın kimse tam gidemez benden bir bumerang gibi döner dolaşır gelir bana, lütfen yanlış anlama...övünmek gibi olmasın laf söyletmem yanımda ki insana, yabancı da olsa...övünmek gibi olmasın once kendime bakarım bir sonra saydırırım etrafa,anlam çıkarmam her şeyden kendimce,ben böyleyim ama nasıl görünürüm bilemem senin gönlünce...
Övünmek gibi olmasin kolay kokay unutmam hic bir seyi,sökemem kahretsin ki içinden mıh gibi tutarım aklımda...ovunmek gibi olsun bu defa hic sevmem ovunmeyi,mutevazi bir aska razıdır yüreğim ama bunu anlamayanlara da farklıdır dileğim..(d) övünmek gibi olmasın sensizlikle korkutamazsın beni (dibini gördüm) ben o sınavı çoktan geçtim...(d) övünmeyi severim acıyla hüzün benim gözlerimde hep vardi.Bunu ilk görenleri bilirim. O yüzden acır böyle yüreğim, övünmek gibi olmasın ben müsaadenle artık evime döneyim

Devamını Oku
İsmail Özabacı

O evdeyim şimdi, senin olduğun yerde, yavaşça açıyorum kapıyı, kim bilir nasıl çıkartırsın anahtarı çantandan, hangi elinle tutarsın yoksa bir elinde telefon mu var, poşetleri yere mi koyarsın ? bilmiyorum içeri girer girmez anahtarı nereye atarsın? Kedin mi gelir ayağına dolaşır, bilmiyorum o poşetlerde ne vardır? Sütlaç mı ? ilk hangi odaya gidersin bilmem, bir bardak su mu içersin önce? Yoksa kabanını çıkartıp portmantoya mı asarsın ?
Hemen TV’ yimi açarsın güzel bir müzik kanalı? Yoksa Radyon mu var bir köşede? Nereye dokunursun en çok, balkonda çiçeklerine mi koşarsın hemen su verirsin ? elim ayağıma dolaşıyor ne yapsam? Nereden başlasam eşyalarla mı konuşsam senin yerine ? uzandığın koltuğa mı uzansam? Elime en çok okuduğun kitabımı alsam? Hangi ayracı kullanıyorsan onumu kullansam? Yada hiç mi olmasa aramızda ayraçlar bizi ayırmasa mı ?
Unutsak mı okuduğumuz o sayfayı, ne fark eder baştan yine okusak, ya da baştan yeniden yaşasak o ayrıldığımız ana kadar? O otogara, o otobüse, o durağa o yalvarışlara yemin olsun ki, tekrar yaşamak isterdim o ana kadar senle olan tüm güzel şeyleri…
O evdeyim şimdi, senin olduğun evmiş orası, uyandım şimdi merak etme…Uzun bir rüyaymış…

Devamını Oku
İsmail Özabacı

Bu kadar mı çok unuttun?
Bu kadar mı kolay?
İki cümleyi mi çok gördün bana?
Zerre kadar gelmedim mi aklına?
Oysa kalabalıklar içinde,
Beklediği sadece birinin sesidir insanın…

Devamını Oku
İsmail Özabacı

Ne çok kitap okursun aslında, bilirim…oysa her şey okumadığın kitaplardadır. Okumadığın değil ! okumak istemediğin, içinde sen olan, senden bir şeyler olan, senden bahseden bir kitap…bir şiir yazılmamış gibi davran, bir hayat yaşanmamış gibi, o öykülerde hiç yokmuşsun gibi, sus yorum yapma , taş olsa bile çatlardı meraktan oysa…ne kadar duyarsız duruyor insan uzaktan bakınca, içini bilmeyince oysa kapağını açmak için ne bekliyorsun ? bir insanın…okuma ne olursun, şimdi sen ona da bir sebep bulursun… hüsnü talil dersin, zaten bu senin dersin…ne çok kitap okursun aslında bilirim, içine çeke çeke, sindire sindire, yaşaya yaşaya… yaşadığın şeyler yüzüne çarpınca üzülüyor insan, okuma o zaman…belki anlarsın tüm olup biteni…

Devamını Oku
İsmail Özabacı

Görmüyorsa gözlerim senden başkasını
Bir lahza çıkmıyorsan aklımdan
Yüreğim senle çarpıyor
Dilim adını sayıklıyorsa milyon kere
Bilesin Sebeb-i Aşk

Devamını Oku
İsmail Özabacı

Bazen sebepsiz
gelir oturur içine bir acı
ölümler yaşanırken etrafında
devamı sonra

Devamını Oku
İsmail Özabacı

Evde kaldıkça insan sanırım daha çok rüya görmek istiyor, ya da daha çok düşününce rüya görüyor; sanırım güneşli bir haziran ikindi üstü, güneş pırıl pırıl, hava açık masmavi yemyeşil upuzun bir çimenlik (hayal kurduğumu sanmayın rüya böyle) içinde güzel bir otel, tesis gözüme çarpan ilk şey en sevdiğim çimlerin üzerine konulmuş hasır masa ve sandalyeler tabiki çok güzel bir söğüt ağacının altında, hafiften rüzgar esiyor yaprakları hışır hışır ediyor …hasır sandalyelerin üstü mavi beyaz çiçekli kumaşlı bir sandalye kumaşı ile kaplanmış, biliyorum sen oradasın o otelde, tesiste her neyse…seni bulmaya çalışıyorum ben içeri giriyorum sen dışarı çıkmışsın, ben dışarı çıkıyorum sen içeri girmişsin, ben üst kata çıkıyorum sen en alt kata inmişsin rüya bu ya bir türlü göremiyorum, sadece varlığını orda olduğunu biliyorum o his bile farklı…inşallah bu sıkıntılı günler geçer ve güzel günler gelir…

Devamını Oku
İsmail Özabacı

Bir şiir gibi.gözlerin düşer gecelerime. Mısralar kaşların gibi ince. Ve kapalı gözlerin eminim. Ellerin ellerime değince...bir zamanlar ne çok yakınırdım oysa. Dokunamıyorum diye sana. Meğer dert sadece bu olsa.Boşa üzülürmüş insan buna. Gitmeler keşke olmasa hayatımızda. Yarım kalmalar, eksilmeler,acılar ve ağlamalar...gözyaşın geldi aklıma. Kıyamam ağlamana oysa. Bir bebeğin ki değilse...sen şimdi başka bir düşte kimbilir ne haldesin? Ya beni bilir misin? Bir yarını öyle masanın üzerine anahtarı bırakıp çıkar gibi koyduğun kalbim giderken bir otobüse dayadığın başın sonradan çok ağrıdı eminim. Çünkü benim kalbim çok yandı. Sen şimdi en derin uykunun ortasında bir kaç oda veya bir kaç şehir uzakta...ne farkeder. Başka bedenlere ait ruhun yoksa yanında...nerden esti bilmiyorum gece gece seninde canını sıktım duymasanda,okumasanda,uyumasan (da) elbet bir sebebi vardır uykusuzluğun...canını sıkma,hayat bildiğini okur her nasıl olsa...ama kırgın ama üzgün ve biraz hasta yüreğim gözlerimde ki sarı hüzün yine o aynı sıranın üstünde,koşarak indiğim o merdivenler var şimdi karşımda...

Devamını Oku
İsmail Özabacı

usulca esti
rüzgar...ama
derinden geçti içimden

Devamını Oku