İsmail Özabacı Şiirleri - Şair İsmail Öz ...

İsmail Özabacı

Seni severken ben, sende giderken çok mütevaziydin… Dinlemezken beni, umurunda değilken de çok alçakgönüllüydün. Aramazken, sormazken birkaç yedi yıl çok çirkinleştim ben nedense? Çok değiştim senin gözünde… sustum sadece kendi içimde, yandım… en büyük çirkinliğim buydu sana karşı… bağırmalıydım oysa, çağırmalıydım, beddua etmeliydim lanet okumalıydım. Sustum… En büyük yenilgimi aldım ben hayattan sen bunu geç anladın! Önce aynaya bakmalı insan… kendi söylediklerine ve yaptıklarına, geri dönüp hatalarına, sonra yargılamalı gönül mahkemesinde birilerini. Yeri geldiğinde kabullenmeli ve susmalı. Başka birilerini kendi hatalarının sorumlusu tutmamalı, kendi egoistliğe bencilliğine bir kılıf bulmamalı…
Kızgınlığını, öfkesini ve kırgınlığını hayattan çıkarmalı başkalarından değil. Ruhuna sahip çıkmalı başka rüyalara gitmesin diye… evet ben bunları yazarken de çok mütevaziydim. Ve bir o kadar çirkindim… kim kimin kalbine basa basa gittiyse en az onun kadardım. Adına güzellik konulan şiirler kadar çirkindim, sensizliğe dayandığım kadar çirkinleşmiştim. Çünkü geç anlardı bazıları ayrılığın acısını ve kırgınlığını… Sonradan pişman olurdu, ama son istasyonda son trende gitmiş olurdu çoktan. Başkalarına kızardı hiç yoktan… uykusuz onca gecenin hesabını başkalarına sorarlardı, bir hayalet gibi yaşamanın bir üniversite kentinde.
Çok alçak gönüllüyüm. O yüzden bir merdiven gibi üzerime bastılar hep, görmezden geldiler. Mütevazı oldukça sırtıma çıktılar, inmediler. Aşkta böyle işte…ne kadar içten, çok ve platonik seversen kimsenin umurunda olmazsın…ama zorbalık yapıp zorlarsan sevdiğini alırsın… ya sonrası? çok mütevazi ve güzelce devam edersin hayatına..

Devamını Oku
İsmail Özabacı

Mutluluk,
Ne içten olmayan bir ‘Merhaba’
Ne yeni bir araba
Üstelik kırmızıda değil…
Ne yeni güne uyandığında
Baş ucunda…

Devamını Oku
İsmail Özabacı

nereden çıktı bu
ayrılık şimdi
durup dururken hayat

Devamını Oku
İsmail Özabacı

Aşka senle dokundum ben
Bir insana emek vermeyi
Tüm kalbinle karşılıksız sevmeyi
Aşkı gözünde görmeyi
Sende gördüm ben,
Mısra tadında sevmeyi.

Devamını Oku
İsmail Özabacı

Eski iki sevgili, yeni iki kadim dost…çekti kılıçlarını (sözlerini) ve başladılar, en güyük yarayı kim verecek diğerine, içini en çok acıtan kazanacak bu savaşı…bazen hayat hoyratmış öyle diyor bazıları, biz buna hayat acımasız diyoruz o başka…nede olsa bu yakışır böyle büyük bir aşka..
İlk hamleni yap hadi, alışkınım ben en büyük gitmelere, sözler bana işlemez, büyük yaralarım var benim dikiş atmayı unuttuğum…benden sana en büyük acı, bakışımdan olamaz fazlası…
Şimdi ikimizde yenildik kabul edelim bu hayata, çekilen kılıçlar havada kaldı, bazı aşklar gibi…hayat her zaman kazanır, çünkü insan o kadar açtır ki yaşamaya, yalan olur en büyük sevgiler ve aşklar, hani çok aşıktın , çok sevmiştin ya onu, ne oldu şimdi düşündün mü ?
Şimdi usulca yere bırak kılıç gibi keskin gözlerinin bakışlarını, benim tek silahım sözlerim, onu da sen susturdun, bu savaşın kazananı yok sevgili , sen hayatı küstürdün, senin canın sağ olsun, yaşayamadık ya aşk olsun…

Devamını Oku
İsmail Özabacı

Kalmasın ortak hiç bir şeyimiz,
Acımız bile...
Senin üstünde emeği olanın
Sevgiside kalmıştır bir nebze
Her zaman değerlidir zaten
Bir aşktan 3 bilinmeyenli bir denklemin çözümü

Devamını Oku
İsmail Özabacı

aynı kitabı okuyormuş
gibiyiz,
sen baştan başlamışsın
ben sondan

Sen ayraç kullanıyorsun,

Devamını Oku
İsmail Özabacı

Bazen bir zamanlar çok yakın olan şeyler sana çok uzak olur…istemeden elinde olmadan…bazen zaten sende uzaktayken bile taa senin en içinde olur, ne o bilir bunu ne sen bilirsin..en yakında içindeyken bile elinde olmadan hiçbir şey yapamazsın sadece… bazen senin haberin yokken birileri senin ismin üstünden kavga eder, üzülür…üzülen tarafı bilirsin onun içinde sen üzülürsün içten içe… yeter ki benim için üzülmesin dersin...öyle uzaktan uzaktan hayranlıkla izlersin bazen bazı şeyleri…hayat ve kadere sitem edersin…herkes seni mutlu sanar kendi içinde…bırak öyle sansınlar…ah edip yansınlar…bazı şeyleri istemek zordur birilerinden mesela ‘sessiz’ olmasını oda mecburen…belki de haklıdır zamanında konuşmadığım için şu an ‘sessiz’ kalmalıyım, o sessizlikte seni bulmalıyım…hiç sorun değil buna da şükür…


Devamını Oku
İsmail Özabacı

Bir gün geç kaldım, bazı şeyleri yazmaya,
Saatler geçtikçe içimde bir hüzün
Zaman ne de hızlı, bir anı kaçırdım oysa,

Belki de kader, belki de tesadüf,
Bir anlık eksik, yada bir boşluk.

Devamını Oku
İsmail Özabacı

Telefonu son kez çaldırdı adam, az daha kapatacaktı genelde sadece 3 kez çaldırırdı ve kapatırdı, son çağrının sonunda uykulu kısık bir ses;
-Alo, efendim dedi.
Bu ses değil miydi ? onu bu yollara düşüren, bu ses değil miydi ? gitmeler sebep, bu ses değil miydi ? uzaklardayken bile içini kıpır kıpır eden şey…
Ağzını açıp bir şey söyleyemedi, bir süre kesik nefes alışlarını dinledi bir şeyler boğazına düğümlendi, sustu, yutkundu derin bir nefes aldı, tam ismini söylüyordu ki, karşıdan telefonu kapatma sesi geldi…kendini suçlu hissetti çok beklemişti, beklemek değil de dinlemekti o güzel sesi, özlemekti belki…
Düşündü; Kaç kez kapandı o telefon yüzüne, kaç kez o kapılar…kaç kez yüreğinin üzerine kapandı tozlu bir acı, birisi üflese yine acıyacaktı içi biliyordu, biri o kapıyı az açık bıraksa hemen içeri girerdi, ama o kapı aynı bu telefon gibi kapandı yüzüne…
Tekrar çevirdi yıllardır ezberinde tuttuğu numarayı ama arama tuşuna basamadı, baş parmağı gitti geldi o yeşil tuşun üzerine vazgeçti, oysa o kadar kolaydı ki tekrar aramak, ama içinden gelmedi, buna sebep olan şey neydi diye düşündü ?

Devamını Oku