İsmail Özabacı Şiirleri - Şair İsmail Öz ...

İsmail Özabacı

Sen büyük şehirlerin
Büyülü sokaklarında
Güzel bir kentsoylu
Yüreğinde fesleğen
Balkonunda
Her c(d) ai(m) kokusu

Devamını Oku
İsmail Özabacı

Sen bu şehre geldiğin vakit
İster gecenin dördü olsun
İsterse sabahın en aydınlık anı
Hisseder tüm sokaklar
Sıcaklığını

Devamını Oku
İsmail Özabacı

Sensizlik zor
Yaşarken öğreniyor insan
Birde dokununca yüreğine
Şarkılar
Ve düşler görünce senli
Kötü oluyor uyanınca

Devamını Oku
İsmail Özabacı

yıllar önce bugün
değişmişti kader
bir battaniyecide çalışan çocuk
eline kitap alıp gitmişti dersaneye

ve yıllar sonra bugün

Devamını Oku
İsmail Özabacı

Kırılır mı kanatları?
Şiirlerin okunmayınca…
Silinir mi kalbinden?
Bazı yaralar gerçekten,
İçten dokunmayınca…
Geçti demekle diner mi gözyaşın?

Devamını Oku
İsmail Özabacı

galiba anlatmak zor!
belkide o yüzden yazıyorum bu satırları, ve ondan okuyorsun...
sana sevgimi anlatmak zor
ne kırmızı bir gül, ne de sevgi sözcükleri
yalnız her bakışında yüreğimden havalanan kuşların kanat sesleri...
anlatmak zor sevgiler kadar korkuları da anlatmak zor

Devamını Oku
İsmail Özabacı

Aşka senle dokundum ben
Bir insana emek vermeyi
Tüm kalbinle karşılıksız sevmeyi
Aşkı gözünde görmeyi
Sende gördüm ben,
Mısra tadında sevmeyi.

Devamını Oku
İsmail Özabacı

Kalmasın ortak hiç bir şeyimiz,
Acımız bile...
Senin üstünde emeği olanın
Sevgiside kalmıştır bir nebze
Her zaman değerlidir zaten
Bir aşktan 3 bilinmeyenli bir denklemin çözümü

Devamını Oku
İsmail Özabacı

aynı kitabı okuyormuş
gibiyiz,
sen baştan başlamışsın
ben sondan

Sen ayraç kullanıyorsun,

Devamını Oku
İsmail Özabacı

Çınar Anadolu’ da kutsal bir ağaçtır; ki Osmanlı devletinin temelleri bir rüyada görülen (yanlış mı hatırlıyorum? neyse artık) çınar ağacına dayanır. Ne alakası var öykünün devamıyla efendim?
Var efendim var, eğer öyküyü takip edip buralara kadar gelebildiyseniz? hiç merak etmediniz mi? Bizim fesleğenle sarmaşığa ne olmuş? Gelin görelim bir aşkın hikayesinin çınarla ne alakası olduğunu.
‘Bitmeyen İki Büyük Aşk’ artık kavuştukları için kendilerine bu aşkı bahşeden Fesleğen ve Sarmaşığı ziyaret etmeye karar vermişler. Koyulmuşlar yola, hem anlatmışlar aşklarını hem de başlarından geçenleri, kararsızlık ve pişmanlıklarını.
Sonunda gelmişler o noktaya, ilk defa ve beraber, birde ne görsünler orda koskoca bir çınar…kökleri arzın derinliklerinde, dalları semanın maviliklerinde, öyle sarmış ki çevrelemiş ki etrafını, öyle kalınki gövdesi bir kalp çizsen 3 günde zor bitirirsin. Bir dalı Ay’ da, bir dalı Su’ da, bir dalı edalı, bir dalı simalı…
Şaşkınlıkla bakmışlar, tanıdık bir yüz aramışlar; tam o sırada yukarıdan bir ses duymuşlar;
-‘Buradayız’ diye. Birde bakmışlar ki o sarmaşık tutmuş fesleğenin elinden, çınar ağacının en tepesinde sımsıkı sarılmışlar. ‘Aşkla’ öyle sarılmışlar ki sanki bir ışık huzmesi yayılıyor cihana güneş gibi, bir ışık huzmesi de köklerinden arza yayılıyor. İşte böylelikle tüm dünyayı bir güneş gibi sarmış AŞK, o yüzdendir her güneş doğan ve batan yerde aşk olması, beklide bütün ‘Büyük Aşk’ları ona borçluyuz ne dersiniz?

Devamını Oku