“Siena Mi Fe', Disfecemi Maremma”
Salamura ceninlerin ve şişelenmiş kemiklerin arasında,
Katalogu mükemmelleştirmekle uğraşırken,
Strasbourg’un senatör ailelerinin
Son evladı Mösyö Verog’u buldum.
Brennbaum
Gök misali duru gözler,
Dönenen çocuğun yüzü,
İnayette asla yumuşamayan
Katılık tepeden tırnağa;
Üslup sahibi yazar sığınmıştı
Çökmekte olan çatı altına,
Şöhreti yoktu, maaşsızdı.
Dünyanın karışıklığından en sonunda
Karşılar O’nu doğa,
“Miletli Koruyucu”
Zihnin ve duygunun alışkanlıkları,
Muhtemelen. Fakat çoğunlukla
Banka memuruyla dolu Ealing’de mi?
“Kabuğundaki kalçalarıyla Daphne
Esnetir yapraksı ellerini bana doğru”, -
Öznel olarak. Doldurulmuş saten salonda
Beklemekteyim Lady Valentine'ın emirlerini,
Bilerek ceketimin her daim
Gün Gelecek Seveceğim Ocean Vuong'u
Ey Ocean, korkma.
Yolun sonu öyle ötelerde ki
şimdiden ardımızda kaldı bile son.
Kaygılanma. Baban sadece ikinizden biri
Günün barışını karartan
o siyah ahtapot ne kadar büyüktü?
Kolları demirden mi yapılmıştır
ve gözleri ölü ateşten?
Günün Batışı
Sessizce nöbet tutar orman karıncası, bakmaz bir şeyin
içine. Ve karanlık yapraklardan düşen damlalar ile
yaz kanyonunun derinlerindeki gece uğultusu haricinde
işitmez hiçbir şeyi.
Güvercinim, bir tanecik güzelim,
Doğrul bakalım!
Kaplamış gece çiy’i
Dudaklarımı ve gözlerimi.
Mis kokulu yeller örer
Güvercinin barışı mıdır barış?
Leopar mı sürdürür savaşı?
Niçin öğretir öğretmen
ölümün coğrafyasını?




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla