Gökyüzünde mahcup bir yıldız geçerken
Kızoğlankız edasıyla ve hüzünle,
Duy uyuşuk akşamın arasından
Şakıdığını bir sesin eşiğinde.
Çiy’den daha narindir O’nun sesi
Ve görmeye gelmiştir seni.
Ey Tanrı, ey Venüs, ey Merkür, hırsızların efendisi,
Yalvarırım, zamanı geldiğinde,
Raflara temizce yığılmış küçük parlak kutularıyla
Küçük bir tütüncü dükkânı ver bana
Ve bol rayihalı Cavendish
Ve Shag tütünleri de,
Burada yatıyor
Yoksulların elçisi
Halkı sömürenleri gösteren
Ve onlara karşı savaşandı O
Yoksul doğmuştu
Hayatın üniversitelerinde okudu
Görüşmek üzere, dostum, görüşmek üzere.
Sevgili dostum, benimlesin göğsümde.
Tekrar bir araya geleceğimize dair
Gelen ayrılık söz verir.
Görüşmek üzere, dostum, tokalaşmadan ve sözsüz,
Gün ışığı gibi masumca durup baktım
Atlardan bir tarlaya, boyunlar eğilmiş, yeleler rüzgârda,
Kuyruklar akmakta çınarların
Yeşil zeminine. Damların üzerinden
Kilisenin beyaz kulelerine çarpmakta güneş,
Tutarak atları, bulutları, yaprakları
Gözden kaçırdık bu alacakaranlığı da.
Kimse görmedi bu akşamda bizi el ele,
inerken mavi gece yeryüzünün üzerinde.
Penceremden gördüm
günbatımının eğlencesini uzak tepelerde.
Her zamanki gibi çileden çıkmış su
Bir şelale gibi düşüyor yıllar
Ve bir feryat ürkütüyor kuşları.
Fakat bahçeler kayıtsız bunlara
Mutluluk kozalakları ıslık çalar yapraklarda
Anahtarlarıyla avunuyor kadın gururla
Anahtarlarıyla övünüyor
Gururlu kadın
Dinlen, Usta, çünkü yorulduk biz, usandık,
Ve üstümüzde ıpıslak ve kurşun gibi yatan
Şu ağır gözkapaklarının üstünde
Hissedelim rüzgârın parmaklarını artık.
Gözlerin Dinlenmesi yok. Bak, birader, şafak vaktidir!




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla